Tüm dost, akraba ve blog okurlarımın bayramını kutlar; damağınızı,
ruhunuzu ve sosyal ilişkilerinizi zenginleştiren, güzel ve bereketli
bir Kurban Bayramı geçirmenizi dilerim...
(4)
Yorum yaz!
Bağlantı
Tıbbi ve bilimsel araştırmalar sonucu, zararı kesin olarak ispat edilmiş olan sigaranın, gelişmiş bir çok ülke gibi ülkemizde de kapalı alanlarda tüketiminin yasaklanması, insan sağlığına verilen önemi ve değeri göstermektedir.
Hoş, kendine günlük bir paketlik doldurulması gereken asgari bir limit koyan bazı tiryakiler, ev ve aile ortamlarında tüketimlerini had safhaya çıkarsalar da bu psikolojide olanlara, "İnsanın kendine ve sevdiklerine ettiğini, başka kim edebilir ki?" diyorum.
Evet, bugünkü konumuz, pasif içicilik. Bu duruma, sağlığı için sigara içmeyen ya da içmediğini sanan bir kişinin, aslında sevdiği ve aynı ortamı paylaştığı kişi ya da kişiler tarafından, nasıl zehirlendiğine değineceğiz şeklinde bir tanımlama da getirebiliriz.
Sigara içen kişinin sigarasından ve dışarı verdiği nefesinden çıkan, büyük kısmı zehirden oluşan, o kanserojen dumanın paylaşılması... Sigara içmeyen kişi için bundan daha büyük bir fedakarlık olabilir mi? İyi günde ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta birliktelik, işte budur...
Gelelim, pasif içiciliğin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine...
Bebek daha anne karnındayken, sigara dumanındaki zararlı maddeler, anneden çocuğa geçmekte, sigara dumanına maruz kalan gebelerin, bebeklerinin daha düşük ağırlıkta doğduğu, ani düşük sonucu ölüm oranlarında artış olduğu görülmektedir.
Bebek ve çocuklarda da tablo yine aynı vahimlikte.
Akciğerleri henüz gelişmekte olan bebek ve çocuklar, bizden daha hızlı nefes alıp verirler ki, bu da o körpecik akciğerlerinin sigaranın zararlarından daha
fazla etkilenmesine neden olur.