En ücra köylerine kadar yurdun dört bir tarafında, cehalet, hurafe ve geri kalmışlıkla savaşan; yeni nesillerin dolayısıyla ülke kalkınma ve geleceğinin mimarı olan öğretmenlerimizin, öğretmenler günü kutlu olsun... (yok) Yorum yaz! Bağlantı Ne gündü ama... 19/11/2009 | Kategori:Guncem Vay be, blogda post yayınlamayalı bir ay olmuş...Gelip görmeyeli, görüp yazmayalı blogcuyu, gelişim ötesi bir değişim geçirmiş gördüm ve gayette mutlu oldum. Bu değişimde emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. Oldukça şık ve modern bir tasarıma sahip olan yeni Blogcu'nun tek kusuru ise önceki panelde yer alan duygu ifadelerinin, şimdikinde yer almaması olarak görülüyor. Eski postlarda sıklıkla kullandığım bu ifadeler, yeni postlarımda artık yer almayacak, alabilemeyecek... :) Almayacak dediysek, yazı karakteri olarakta kullanmayacağız demedik yaa... ;)Uzun zamandır paylaşımda bulunmamış biri olarak, oldukça eğlenceli geçen günümü sizlerle paylaşmak istiyorum.Derste, elle doğrudan daire şekli çizmekte zorlanan bir öğrencim her defasında daire yerine, Amerikan futbol topu gibi bir elips şekli çiziyordu. Ben, " Bak olum, olmadııııı. Amerikan futbol topu gibi bir şekil çizdin yaaa. Bizim futbol maçlarında oynadığımız top gibi, yusyuvarlak çizeceksin. Hani sınıfa siz oynayın diye para toplayarak aldığımız türden olsun..." dedim.Öğrencim, bi Amerikan futbol topu daha çizdi. Sildi. Bi tane daha çizdi, yine sildi.Bense kendimi daha fazla tutamadım. "Olum, sen Amerikalı mısın ya? Silip silip Amerikan futbol topu çiziyorsun." deyince, öğrencimin cevabı gayet beklemediğim türden oldu.Yooo örtmenim. Ben Bayburtluyum. Valla bak. Buraya Bayburt'tan geldik. Hem orada top yok ki. Ne zaman bakkala top almaya gitsek, bakkal yok diyor..." oldu..:DBu cevap karşısında kimde can kalır. Katıldık gülmekten.Neyse çizme silme çalışmaları sonucu; Amerikan Futbolu topu önce yumurtaya, ardından daireye döndü. Böylece özelde öğrencim ve ben, genelde ise tüm sınıf huzura erdik... ;)Yine bugün, rehberlik dersindeyiz ve konumuz, zorbalık.Ön bilgilerini tespit etme amaçlı olarak, "Çocuklar daha önce zorbalık diye bi kelime duydunuz mu?" diye sordum. Baktım benim sınıfın canavarlarından biri gayet istekli bir şekilde parmak kaldırıyor. Daha fazla bekletmeden yanıtını alayım diye "Söyle bakalım olum. Zorbalık nedir?" diye sorumu yineledim.Benim canavarın cevabı, "Denizde zor durumda kalmış balıktır öğretmenim" oldu. Ben bir taraftan, "Nasıl yani ya? Balık zaten denizde yaşar. Niye sadece balık? İnsan denizde zorda kalamaz mı?" şeklinde muhtelif ebat ve çaplarda soru işaretleri, ünlem ve bilimum noktalama işaretlerini yerine oturtmaya çalışırken, benim canavar "Tabi öğretmenim, ZOR BALIK denizde zor durumda kalmış balıktır" diye yineledi. Zor ve balık kelimelerine vurgu yapmasıyla benim jeton düştü ya, neyse... :)Olayı anladığımda bir kere daha koptum. Nasıl bir gülmedir ama, sormayın gitsin. Haa, bu arada sınıfta gülmeye başladı. Yalnız benim gülmeme mi, yoksa arkadaşlarının yanıtına mı gülüyorlardı, orayı pek anlayamadım... :pNeyse efendim, ders çıkışı doğru eve geldim. Evden doğru bankaya yollandım. Bankaya giderken bizim apartmandan yaşlı, sevimli bi teyzemiz var. O da elinde pazar arabası ile pazardan geliyormuş. Aradaki muhabbetse, ayrı bi film.Ben: İyi günler teyze.Teyze: İyi günleeeer... Nereye böyle?Ben: Nolsun, bankaya borç ödemeye gidiyorum.Benim yanıt, kulaktan kulağa oyununda başta söylenen kelimenin, sonda bambaşka çıkması gibi sonda Bozüyük'e gidiyorum olarak çıktı.Teyzenin karşılığı, "İyi git bakalım. Bozüyük güzel yerdir. Orada birçok şeyi bulursun." oldu.Baktım teyze yanlış anlamış. "Duymadın herhalde teyze" diyerek moralini bozmakta istemediğimden, "Tamam teyze, ben artık gideyim, sana iyi günler dilerim" dedim.Teyze de bana iyi yolculuklar diledi. Böylece bankaya olan yürüyüşü içüüüün, iyi yolculuklar dilenen ilk kişi olarak, tarihe geçmiş oldum. :DHakikaten ne gündü ama... :))) (4) Yorum yaz! Bağlantı Domuz Gribi, namıdiğer H1N1 18/10/2009 | Kategori:Egitim Yıl geçmiyor ki yeni ve ölümcül bir hastalık çıkmasın. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Kuş Gribi, şimdi de Domuz Gribi.Ekonomik ve sosyal olumsuzluklar yetmezmiş gibi bir de ölümcül hastalıklara yakalanma korkusu içerisinde, fobik bir yaşam sürer olduk vesselam.Globalleşen dünyada, bir kez daha yabancı ülkelerin derdi yine bizi gerdi diye ifade edilebilecek bu hastalık, ilk defa Meksika ve Amerika'da görülmüş. Virüse bu adın verilmesinin nedeni ise domuz gribine benzerlik göstermesiymiş. İşin garibi virüs, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımı niteliğindeymiş.Ortaya çıkış sebebi ister özel üretim bir virüs oluşu, isterse insanın düzenini bozduğu doğanın, insandan intikamını alması olsun, kimse böyle bir illete yakalanmak istemez. Yakalanmayı istememekle yakalanılmayacak bir hastalık olsa ne ala; fakat deve kuşu sendromu ile bu hastalıktan korunamayız. İş, okul ve aile ortamı içerisinde yaşayan, sosyal bir varlık olan insanın, hastalığa yakalanma korkusuyla asosyalleşerek inzivaya çekilmesi ve evde manastır hayatı yaşaması mümkün olmadığına göre, yeni ortaya çıkan bu viral rahatsızlığa karşı ne gibi tedbirler alınması gerektiğini öğrenmekten başka çaresi kalmıyor sanırım.Bu konuda ilk olarak, domuz gribi namıdiğer H1N1'in ne olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bilelim ki ona göre tedbir alalım, değil mi ama...Domuz gribinin belirtileri tıpkı insanda görülen grip belirtileri gibi. Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yaygın vücut ağrısı, baş ağrısı, üşüme ve yorgunluk bazen de kusma ve ishal.İnsandan insana, mevsimsel griple aynı şekilde öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşıyor. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra eller; ağız, göz ve buruna götürüldüğünde de bulaşabiliyor. O yüzden hasta bir kişinin dokunduğu yüzeylere dokunmamak ve dokunulduysa da elleri bol su ve sabunla dezenfekte etmek gerekiyor. Hoş, malum yüzeye hasta bir kişinin dokunup dokunmadığını bilemeyeceğimize göre, ellerin hijyenine her zamankinden daha fazla dikkat etmek gerekiyor demek daha gerçekçi olur sanırım.Hastalığa yakalanan kişiler hastalığın belirtilerinin görünmesinden bir gün önce ve yedi gün sonrasına kadar hastalığı bulaştırabiliyorlar.Neyse ki, bu hastalığın tedavisinde ve korunmasında doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcut; fakat bu ilaçları doktor önermedikçe ve reçetesiz kullanmamak gerekiyor.Erişkinlerde acil müdahale gerektiren belirtiler; "nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, sık ve uzun süreli kusma" iken, çocuklarda bu belirtiler; "hızlı veya zor nefes alma, vücutta solgunluk veya morarma, beslenememe, uyarılara cevapta azalma ve uykuya meyil, huzursuzluk ve ateşle beraber döküntü" görülmesidir.Hastalık belirtilerinizden şüphelendiğinizde evden dışarı çıkmayarak, 112' yi aramanız ve sağlık ekiplerinin gelmesini beklemeniz gerekiyor. Aksi halde, hastalığı daha fazla kişiye bulaştırmanız içten bile değil.LÜTFEN...Öksürüp aksırırken ağzımızı ve burnumuzu tek kullanımlık bir mendille kapatalım. Sonra da bu mendili çöp kutusuna atalım. Ellerimizi bol su ve sabunla yıkayalım. Alkol içeren antiseptiklerde, hijyen sağlamada yararlı olacaktır.Kirli ellerimizle gözlerimize, ağız ve burnumuza dokunmayalım.Eğer hastalığa yakalanırsak, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ve hatta hastalığın geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat edelim.Hastalığı bulaştırmamak için çevremizdekilerden uzak duralım.Bulunduğumuz mekanı sık sık havalandıralım.Videolu anlatımları her daim daha ilginç ve akılda kalıcı bulan biri olarak, bu konuda Uzman TV'yi ziyaret etmenizi şiddetle tavsiye ederim.Konuyla ilgili olarak, Uzman TV eğitsel video içeriğinde neler mi var? Buyrun tıklayın...1.DOMUZ GRİBİ NASIL TEŞHİS EDİLİR?2.DOMUZ GRİBİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?3.DOMUZ GRİBİ ÖLDÜRÜCÜ MÜDÜR?4.DOMUZ GRİBİNDEN KORUNMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?5.SIK SEYEHAT EDEN KİŞİLER DOMUZ GRİBİNDEN KORUNMAK İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİ?Şimdi de Sağlık Bakanlığı'nın hazırlatmış olduğu, domuz gribinden korunmak elimizde adlı videoyu izleyelim. Video: H1n1 Virüsü Benzer: grip, h1n1, domuz, grip, insan, yaşam Yazılı ve görsel içerik için http://www.grip.saglik.gov.tr sitesini ziyaret edebilirsiniz.Unutmayın, virüsten korunmak elimizde... (15) Yorum yaz! Bağlantı Mimlenmişim... 15/10/2009 | Kategori:Mgurdalca Bugün, değerli blogcu dostum Ferzan tarafından mimlendiğimi öğrendim. Madem mimlendik, hakkını verelim o halde...Mimimiz şöyle...1. En sevdiğiniz 3 çiçek ismi: Gül, sümbül ve zambak.2. Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz:Sinir stres, kavga ve gürültüden uzak, anlayış sevgi ve saygıya dayalı ilişki yaşayabileceğim bir hayat arkadaşı bularak, onunla ömrümün sonuna kadar pişmanlık duymadan her bakımdan huzurlu ve mutlu bir yaşam sürmek.Vatanına milletine bağlı, sağlıklı, zeki ve hayırlı evlatlara sahip olmakBaşımı sokabileceğim bir ev ve de deniz kenarında bir de yazlık.3. En sevdiğiniz ve sevmediğiniz 3 huyunuz:En sevdiğim huylarım:Sağlıklı ve huzur dolu bir yaşam için stresli ortamlardan uzak durulması gerektiğine inanırım. O yüzdendir ki istemediğim ortamda bağlasanız durmam.Rahatıma ve konforuma düşkünüm.Bana değer verdiğine inandığım ve değer verdiğim sevdiklerim için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım. En sevmediğim huylarım:Değer verdiğim birinin beklemediğim bir davranışı karşısında hemen hayal kırıklığına uğrar, alınganlaşır ve yapmış olduğu bu hareketi kolay kolay unutmam. Kendisine de unutturmam...Kolay kolay sinirlenen biri değilim; fakat biriktirip en olmadık zaman ve yerde patlayabilirim. Beni tanıyan kişiler, yüz ifademden haleti ruhiyemi tahmin ederek ona göre davrandıkları için pek sorun yaşamazlar; fakat tanımadan damarıma basanların vay haline...Zorlama ile yaptığım her işten çabuk sıkılır ve hiç düşünmeden yarıda bırakabilirim.4. Gıcık olduğunuz 3 hareket:Olduğu gibi görünmeyen ya da göründüğü gibi olmayanlar,Çok ve genelde de boş konuşanlar,Egoist, kasıntı ve ukala kişiler...5. Bu benim bugüne kadar olan en kara günümdü. Dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam diye düşündüğünüz olay...Allah'a şükür böyle bir günüm hiç olmadı. Umarım ki hiçte olmaz...Kimleri mimlesem acep bölümünde ise ben de,BekriyaSihirli yazılarAnayol çıkmazıKelimelerin ahengi veAnka'yı mimliyorum. Kolay gelsin arkadaşlar... (13) Yorum yaz! Bağlantı <<Önceki Sayfa |1/44|
(yok) Yorum yaz! Bağlantı
Vay be, blogda post yayınlamayalı bir ay olmuş...Gelip görmeyeli, görüp yazmayalı blogcuyu, gelişim ötesi bir değişim geçirmiş gördüm ve gayette mutlu oldum. Bu değişimde emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. Oldukça şık ve modern bir tasarıma sahip olan yeni Blogcu'nun tek kusuru ise önceki panelde yer alan duygu ifadelerinin, şimdikinde yer almaması olarak görülüyor. Eski postlarda sıklıkla kullandığım bu ifadeler, yeni postlarımda artık yer almayacak, alabilemeyecek... :) Almayacak dediysek, yazı karakteri olarakta kullanmayacağız demedik yaa... ;)Uzun zamandır paylaşımda bulunmamış biri olarak, oldukça eğlenceli geçen günümü sizlerle paylaşmak istiyorum.Derste, elle doğrudan daire şekli çizmekte zorlanan bir öğrencim her defasında daire yerine, Amerikan futbol topu gibi bir elips şekli çiziyordu. Ben, " Bak olum, olmadııııı. Amerikan futbol topu gibi bir şekil çizdin yaaa. Bizim futbol maçlarında oynadığımız top gibi, yusyuvarlak çizeceksin. Hani sınıfa siz oynayın diye para toplayarak aldığımız türden olsun..." dedim.Öğrencim, bi Amerikan futbol topu daha çizdi. Sildi. Bi tane daha çizdi, yine sildi.Bense kendimi daha fazla tutamadım. "Olum, sen Amerikalı mısın ya? Silip silip Amerikan futbol topu çiziyorsun." deyince, öğrencimin cevabı gayet beklemediğim türden oldu.Yooo örtmenim. Ben Bayburtluyum. Valla bak. Buraya Bayburt'tan geldik. Hem orada top yok ki. Ne zaman bakkala top almaya gitsek, bakkal yok diyor..." oldu..:DBu cevap karşısında kimde can kalır. Katıldık gülmekten.Neyse çizme silme çalışmaları sonucu; Amerikan Futbolu topu önce yumurtaya, ardından daireye döndü. Böylece özelde öğrencim ve ben, genelde ise tüm sınıf huzura erdik... ;)Yine bugün, rehberlik dersindeyiz ve konumuz, zorbalık.Ön bilgilerini tespit etme amaçlı olarak, "Çocuklar daha önce zorbalık diye bi kelime duydunuz mu?" diye sordum. Baktım benim sınıfın canavarlarından biri gayet istekli bir şekilde parmak kaldırıyor. Daha fazla bekletmeden yanıtını alayım diye "Söyle bakalım olum. Zorbalık nedir?" diye sorumu yineledim.Benim canavarın cevabı, "Denizde zor durumda kalmış balıktır öğretmenim" oldu. Ben bir taraftan, "Nasıl yani ya? Balık zaten denizde yaşar. Niye sadece balık? İnsan denizde zorda kalamaz mı?" şeklinde muhtelif ebat ve çaplarda soru işaretleri, ünlem ve bilimum noktalama işaretlerini yerine oturtmaya çalışırken, benim canavar "Tabi öğretmenim, ZOR BALIK denizde zor durumda kalmış balıktır" diye yineledi. Zor ve balık kelimelerine vurgu yapmasıyla benim jeton düştü ya, neyse... :)Olayı anladığımda bir kere daha koptum. Nasıl bir gülmedir ama, sormayın gitsin. Haa, bu arada sınıfta gülmeye başladı. Yalnız benim gülmeme mi, yoksa arkadaşlarının yanıtına mı gülüyorlardı, orayı pek anlayamadım... :pNeyse efendim, ders çıkışı doğru eve geldim. Evden doğru bankaya yollandım. Bankaya giderken bizim apartmandan yaşlı, sevimli bi teyzemiz var. O da elinde pazar arabası ile pazardan geliyormuş. Aradaki muhabbetse, ayrı bi film.Ben: İyi günler teyze.Teyze: İyi günleeeer... Nereye böyle?Ben: Nolsun, bankaya borç ödemeye gidiyorum.Benim yanıt, kulaktan kulağa oyununda başta söylenen kelimenin, sonda bambaşka çıkması gibi sonda Bozüyük'e gidiyorum olarak çıktı.Teyzenin karşılığı, "İyi git bakalım. Bozüyük güzel yerdir. Orada birçok şeyi bulursun." oldu.Baktım teyze yanlış anlamış. "Duymadın herhalde teyze" diyerek moralini bozmakta istemediğimden, "Tamam teyze, ben artık gideyim, sana iyi günler dilerim" dedim.Teyze de bana iyi yolculuklar diledi. Böylece bankaya olan yürüyüşü içüüüün, iyi yolculuklar dilenen ilk kişi olarak, tarihe geçmiş oldum. :DHakikaten ne gündü ama... :)))
(4) Yorum yaz! Bağlantı
Yıl geçmiyor ki yeni ve ölümcül bir hastalık çıkmasın. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Kuş Gribi, şimdi de Domuz Gribi.Ekonomik ve sosyal olumsuzluklar yetmezmiş gibi bir de ölümcül hastalıklara yakalanma korkusu içerisinde, fobik bir yaşam sürer olduk vesselam.Globalleşen dünyada, bir kez daha yabancı ülkelerin derdi yine bizi gerdi diye ifade edilebilecek bu hastalık, ilk defa Meksika ve Amerika'da görülmüş. Virüse bu adın verilmesinin nedeni ise domuz gribine benzerlik göstermesiymiş. İşin garibi virüs, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımı niteliğindeymiş.Ortaya çıkış sebebi ister özel üretim bir virüs oluşu, isterse insanın düzenini bozduğu doğanın, insandan intikamını alması olsun, kimse böyle bir illete yakalanmak istemez. Yakalanmayı istememekle yakalanılmayacak bir hastalık olsa ne ala; fakat deve kuşu sendromu ile bu hastalıktan korunamayız. İş, okul ve aile ortamı içerisinde yaşayan, sosyal bir varlık olan insanın, hastalığa yakalanma korkusuyla asosyalleşerek inzivaya çekilmesi ve evde manastır hayatı yaşaması mümkün olmadığına göre, yeni ortaya çıkan bu viral rahatsızlığa karşı ne gibi tedbirler alınması gerektiğini öğrenmekten başka çaresi kalmıyor sanırım.Bu konuda ilk olarak, domuz gribi namıdiğer H1N1'in ne olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bilelim ki ona göre tedbir alalım, değil mi ama...Domuz gribinin belirtileri tıpkı insanda görülen grip belirtileri gibi. Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yaygın vücut ağrısı, baş ağrısı, üşüme ve yorgunluk bazen de kusma ve ishal.İnsandan insana, mevsimsel griple aynı şekilde öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşıyor. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra eller; ağız, göz ve buruna götürüldüğünde de bulaşabiliyor. O yüzden hasta bir kişinin dokunduğu yüzeylere dokunmamak ve dokunulduysa da elleri bol su ve sabunla dezenfekte etmek gerekiyor. Hoş, malum yüzeye hasta bir kişinin dokunup dokunmadığını bilemeyeceğimize göre, ellerin hijyenine her zamankinden daha fazla dikkat etmek gerekiyor demek daha gerçekçi olur sanırım.Hastalığa yakalanan kişiler hastalığın belirtilerinin görünmesinden bir gün önce ve yedi gün sonrasına kadar hastalığı bulaştırabiliyorlar.Neyse ki, bu hastalığın tedavisinde ve korunmasında doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcut; fakat bu ilaçları doktor önermedikçe ve reçetesiz kullanmamak gerekiyor.Erişkinlerde acil müdahale gerektiren belirtiler; "nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, sık ve uzun süreli kusma" iken, çocuklarda bu belirtiler; "hızlı veya zor nefes alma, vücutta solgunluk veya morarma, beslenememe, uyarılara cevapta azalma ve uykuya meyil, huzursuzluk ve ateşle beraber döküntü" görülmesidir.Hastalık belirtilerinizden şüphelendiğinizde evden dışarı çıkmayarak, 112' yi aramanız ve sağlık ekiplerinin gelmesini beklemeniz gerekiyor. Aksi halde, hastalığı daha fazla kişiye bulaştırmanız içten bile değil.LÜTFEN...
(15) Yorum yaz! Bağlantı
Bugün, değerli blogcu dostum Ferzan tarafından mimlendiğimi öğrendim. Madem mimlendik, hakkını verelim o halde...Mimimiz şöyle...1. En sevdiğiniz 3 çiçek ismi: Gül, sümbül ve zambak.2. Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz:
(13) Yorum yaz! Bağlantı
<<Önceki Sayfa |1/44|