Pozitif düşün, sağlıklı ol
Günlük koşuşturmaca, ekonomik güçlükler, negatif kişi ve diğer tüm olumsuzluklara rağmen, beden ve ruh sağlığın için, hayata pozitif bakabilmek...
Önce bir aynaya, ardından çevrenizdekilere bakın. Kaç kişi başarabiliyor bunu, kaç kişi ha? Herkesin yapmak istediği; fakat az sayıda kişinin başarabildiği, bu düşünce şekli ve yaşam tarzını hayata tatbik etmek niye bu kadar zor acaba?
Pozitif düşünceyle, hayatını cennete çevirmek varken, negatif düşüncelerin esiri olup, kendin ve sevdiklerin için cehennemi tercih etmekte niye ya?
Her ne kadar uzak doğu felsefesini çağrıştıran bir ifade olarak algılansada pozitif düşünce, günümüz batı tıbbının da benimsediği sihirli, iki kelimedir aslında. Öyle ya, uzun süreli sıkıntı, stres ve üzüntü altında rahatsızlanıldığına, kendinizden ve yakın çevrenizden şahit olmuşsunuzdur mutlaka. Hadi ona şahit olmadınız diyelim. Hiç mi Türk filmi izlemediniz ? :) Orada kederinden ince hastalığa (vereme) yakalanan, saçları bir gecede ağaranları da mı görmediniz mesela? :p
Günümüz tıbbının dahi nisbeten çaresiz kaldığı kanser gibi hastalıkların tedavide, başarı için önemli olan da, olumlu düşünme, moral ve motivasyon değil midir aslında?
Blogumun adından mıdır, Ezel filminin tesirinden mi bilmem, masal havasında yazmaya başladım bu yazıyı da. İyisimi bir an evvel geçeyim asıl konumuza... :)))
Günümüz iş, eğitim, sanat ve spor dünyasında bile verim artırıcı bir faktör olarak görülen bu düşünce prensibi, olumsuzluklara razı olmama ve her durumda yapılabilecek birşeylerin olduğu temeline dayanır. Bu sayede, zihinde salgılanan endorfin hormonu kişiyi mutlu ederken, bağışıklık sistemini de güçlendirir aynı zamanda...
Günümüzde, başarı, mutluluk ve sağlığın yolunun, pozitif düşünceden geçtiği kabul edilmektedir. Bu iki kelimeyi hayatlarının temeli olarak benimseyen bireyler, mizah duygusunun önemini bilen, kendini dev aynasında görmeden, yeri geldiğinde kendine dahi gülebilenlerdir.
Eee, hayatımızda hiç mi olumsuz durum olmayacak kardeeeeşim. Tabi ki olacak... Mark Twain'ın da dediği gibi, "Olumsuzluklar, insanın kendini tanımasını sağlar." Olumsuzluklardan bile çıkarımda bulunulacak olumlu bir sonuç vardır mutlaka. Örneğin, günümüz ekonomik şartları göz önünde bulundurulduğunda, parasızlıktan dolayı kahretmek ve kendini çaresiz hissetmek mümkündür. Zira, para ile ev satın alınabilir; fakat sıcak bir yuva asla... İnsanlar satın alınabilir; fakat samimi dostluklar asla... Eğlence satın alınabilir; fakat gerçek huzur ve mutluluk asla... Alınamaz ve asla alınamayacakta...
Yaşamınızda sizi gerçekten mutsuz eden olay ve durumlar varsa, bunu değiştirmeye çalışın. Kişi mutsuz olduğu durumu değiştirmek için bir çaba sarfetmiyor, olaylar karşısında kendini akıntıya kapılmış bir yaprak gibi çaresiz hissederek, genellikle mutsuzluğundan dem vuruyorsa, mutsuz olmayı da hak etmiştir. Şu sözü yazmanın tam zamanı, zira "Çaresizseniz, çare SİZSİNİZ..." aslında...
Haa, tüm yolları denediniz. Tabiri caizse, eşeği sağlam kazığa bağladınız; bu sefer de eşek çalındı. :) O zaman da içinde bulunduğunuz koşulları kabul etmekten başka çare kalmıyor. Keza, "Hayır görünenlerde şer, şer görünenlerde hayır olabilir..." bunu sakın unutma. İçerisinde bulunduğun durumu değiştiremiyorsan, dert yanmayacaksın. Hayıflanmanın ne sana, ne de çevrendekilere bir yarar sağlamayacağını bilmekte bir olgunluktur mesela...
Her zaman, içinde bulunduğunuz durumun iyi yönlerini görmeye çalışın. Beyninizde hep kötü durumlara muhattap olduğunuz, çölde kutup ayısıyla kovalamaca oynayan bahtsız bir bedevi olduğunuz şeklinde genelleme oluşmuşsa, bunu yenmeniz gerekiyor mutlaka. Aksi taktirde bu durum sizi etkisiz, hareketsiz, mutsuz ve negatif kılacaktır sonuçta...
Olumsuz insanlardan, moralinizi bozanlardan, sizi eleştirmekten öte size bir katkısı olmayan insanlardan mümkün mertebe uzak durun. Uzak durun ki huzurlu olun... Ha bu kişilerle arkadaş kalarak, arkasından atıp tutmak, onun söz ve eylemlerine sinir olmaya devam etmete bir seçenektir; fakat niye öyle olsun ki? Hayat o kadar kısa ki sevmediğiniz bir kişi yüzünden, ne gerilmeye, ne de sinir krizleri geçirmeye değmez. İyisi mi siz, kendinizi iyi hissettiren, kendinize olan saygınızı zedelemeyen, insanlarla birlikte olun. Olun ki mutlu, huzurlu ve sağlıklı olun sonucunda...
Hımmm, tabi bu arada şunu da unutmayın...Herkes hak ettiği muameleyi görür. Kendi sınırlarınızı belirleyip, bu hususta tavizsiz olduğunuz imajını karşınızdakine vermez, hoşunuza gitmeyen davranışları zamanında uyarmaz ve gülüp geçerken, alttan alta kızıp bunu karşınızdakine ifade etmezseniz, moralinizin bozulması kaçınılmaz olacaktır, eninde sonunda. Nitekim, herkes karşısındakinden aldığı cesaretle hareketlerine bir sınır koyar ya da o sınırı kaldırır aslında...
Hepimizin zaman zaman yaptığı, tamam düzeltiyorum, çoğunlukla yaptığı hatalardan biri de tatminsizlik... Kendini sürekli daha iyi durumda olanlarla kıyaslamak ve herşeyin daha fazlasını istemek... Sonucu, hırs ve tamahla geçirilen mutsuz, huzursuz ve sağlıksız bir yaşam olsada...Olumlu düşünme, sahip olduklarınla mutlu olabilmektir aslında ...
Yaşamda olumlu olmanın en önemli yollarından biri de kötü olaylardan ders alarak, iyi olayları dikkate almaktır. Sahip olmadıklarından ziyade, sahip olduklarına bakarak, elindekinin kıymetini bilmek, şükredebilmektir sonunda ...
Her zaman bir başka seçenek vardır. Bunu sakın unutma. A planı iflas mı etti. Geç B planına. A çöktü diye kızmayı, yas tutmayı tercih ediyorsan, bu kendi seçimin; fakat emin ol bu yas tutmanın ne sana, ne de içerisinde bulunduğun duruma en ufak bir yararı olmayacaktır. Yaşananlardan ders almadan hatada ısrar etmek, felakete gözü açık koşmaktır aslında...
Sağlıklı beslenip, hobilerinize vakit ayırdınız mı, sevdiğiniz sanat ve de spor dallarıyla da uğraştınız mı, daha ne olsun ya...
Postumun sonuna yaklaştığım şu satırlarda, Mevlana'nın şu dizelerine yer vermek istiyorum yazımda...
"Kardeşim sen düşünceden ibaretsin
Geriye kalan et ve kemiksin
Gül düşünürsün , gülüstan olursun
Diken düşünürsün, dikenlik olursun"
Ne anlamlı bir dörtlük ama... Hoş kokulu, birbirinden güzel güllerle kaplı bir gül bahçesi düşünerek, dikenlerine rağmen mutlu olmakta elimizde; dikenine odaklanarak gülü görmezden gelip, kendimizi diken tarlasında hissetmekte...
Dikenlerine rağmen, gülün güzelliğini görenlerden olmak dileğiyle...
(4) Yorum yaz! Bağlantı
Hoşgeldin Telli Turna
Dün itibariyle, Pardus'un 2009.1 sürümü yayınlandı. Anthropoides virgo yani telli turna ismi verilen yeni sürüm, KDE serisinin en son kararlı sürümü olan KDE 4.3.4 ' ü kullanıyor. Çok daha fazla donanımı desteklemesi, internette daha hızlı ve güvenli sörf için Mozilla Firefox'un, grafik işleme yazılımı Gimp'in, ofis araçları ailesi Openoffice'in, ekran kartı ve masaüstü efektlerinin bel kemiği Xorg ve programlama araçları Python'un, son sürümlerini içermesi bile, bu sürümün bir an evvel yayınlanmasını beklemek için yeterli bir gerekçe olsa gerek...
Bilgisayarda kuruluma ihtiyaç duyulmaksızın kullanılan, çalışan CD'de yine bu sürümün getirdiği yenilikler arasında yer alıyor.
Buraya kadar iyi hoş; fakat biraz da yeni sürüme yükseltme sırasında karşılaştığım sorundan bahsetmek istiyorum. 15 Ocak tarihi itibari ile sistemi otomatik olarak tarayan pisi paket yöneticim, güncellemeleri otomatik olarak algıladı ve uyarı verdi.
Daha iyi ve güzele terfi için sabırsızlıkla güncelleştirmeleri yükle komutu verdim. Fakat kurulum sırasında, sistemin program çakışma uyarısı vermesi, yükleme işleminin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden oldu.
Pisi download hatası verdiğinde, güncelleştirmeyi konsoldan yapmak gerekiyor.
Konsola, Başlat menüsü- Uygulamalar- Sistem dizini içerisinde yer alan konsol menüsüne tıklayarak ya da Alt+F2 ile çıkan çalıştır satırına, konsole yazarak ulaşabilirsiniz.
sudo pisi help komutu ile aşağıda ekran görüntüsünü yayınladığım yardım menüsüne ulaşabilir ve buradan yapmayı düşündüğünüz işleme uygun komutu seçerek, başına sudo pisi..... eklemek suretiyle, istediğiniz işlemi gerçekleştirebilirsiniz.

Eveeet şimdi, gelelim pisi güncelleme sorununu nasıl çözdüğüme...
Konsolda iken, sudo pisi ur komutu ile depo veritabanını güncelledim.
Ardından, sudo pisi rdb komutu ile veri tabanını yeniden inşa etmiş oldum.
Geriye girmem gereken tek komut kaldı. O da, sudo pisi up. Bu komutla da, pisi paketlerini güncelledim.
Konsoldan yapılan sürüm yükseltme sırasında da, sistem çakışma uyarısı verebilir. Nitekim, bende verdi. Bu durumda da, upgrade işlemine devam etmeyi seçmelisiniz.

Ekran görüntümden de anlaşıldığı üzere, yeni sürümle birlikte daha fonksiyonel bir hale gelen Pardus, kullanıcıları için her geçen gün vazgeçilmez bir hale geliyor vesselam. Özellikle plasmoidlerden masaüstü dizininde, imleç üstüne geldiğinde, klasörlerin alt dizinlerinin dahi görülüp seçilebilmesi, kullanıcı açısından erişim kolaylığı sağladığı gibi, zaman tasarrufu da sağlıyor.
Pardus'un, bu ve bunun gibi daha birçok yeni fonksiyonunu görmek için, yeni sürümü vakit kaybetmeden yükleyin derim...
Bol Pardus'lu günler dilerim...
(yok) Yorum yaz! Bağlantı
Atlantis
Kitap Adı: Atlantis
Yazarı: Andy McDermott
Hakkında birçok kitap yazılan Atlantis, ister tarihin derinliklerinde kaybolmuş bir efsane, isterse bir zamanlar varolmuş kayıp bir medeniyet olsun; insanlık belleğinde yer ettiği müddetçe, hakkında yazılan kitaplarda cazibesini koruyacak sanırım.
Oldum olası, insanda merak uyandıran, gizem, macera ve aksiyon içeren, insanı sıkmayan kitapları okumayı sevmişimdir. Atlantis, bu tür kitapları okumaktan zevk alanların, severek okuyacakları güzel bir kitap.
Tehlike dolu maceralar, beklenmedik olaylar ve entrikalarla süslenerek insanı heyecandan şaşkınlığa, korkudan aşka sürükleyen, 495 sayfalık bir roman.
Kitabın arka kapağında ise şu ifadeler yer alıyor.
"KAYIP BİR MEDENİYET, TEHLİKELİ BİR MACERA, ÖLÜMCÜL BİR SIR.
Efsanevi Atlantis, tarih boyunca birçok insanın keşfetmek için uğraştığı bir yer olmuştur. Bunu arkeolog Nina Wilde'dan daha iyi kimse bilemezdi. Yıllar süren çalışmalarının ardından Atlantis'in yerini keşfettiğine inanıyordu. Nina iddiasını kanıtlamak üzere, kendisini hiç beklemediği bir maceranın, tuzaklarla dolu bir kovalamacanın içinde bulacaktı.
Ancak kayıp ülkenin bulunmasını istemeyenler de vardı. Selasphoros Kardeşliği adında gizli bir örgüt, Nina ve ekibini durdurmak adına, elindeki her türlü olanağı seferber edecekti. Çünkü Atlantis'te var olan ve yanlış ellere düşmesi durumunda, medeniyeti sonsuza dek yok edebilecek ölümcül sırrı yalnızca bir kişi biliyordu.
Brezilya'nın balta girmemiş ormanlarından Tibet'in dağlarına, Mathattan sokaklarından, Atlantik Okyanusu'nun derinliklerine uzanan, tehlikeli bir macera.
Atlantis, soluk kesen temposuyla yılın en heyecan verici romanı."
Kitap hakkında, benden size bir tüyo. Gerçekler hiçte zannettiğiniz gibi değil...
(4) Yorum yaz! Bağlantı
Güneş ışığı ödülü
Duygu, fikir, yaşantı ve üretilen eserlerinin paylaşım mekanıdır bloglar...
Orada, entellüekteldir paylaşımlar çoğunlukla. Blog arkadaşının ne fiziksel özelliği, ne maddi durumu, ne de sosyal statüsüdür önemli olan. Paylaştıklarındır bir blogu blog yapan... O yüzden de kişiyi sanalda olsa sosyalleştiren, üretmeye, paylaşmaya ve empati yapmaya yönelten bir vasıtadır aslında. Kişiyi geliştiren, değiştiren, ilerleten türden bir vasıta...
Blogcu arkadaşlarımdan Sihirli yazılar tarafından, "Güneş ışığı" ödülüne layık bulunmuşum. Ne ala...
Güneş ki ısı ve ışık kaynağı, güneş ki dünya da hayatın memba-ı... Yol gösterebiliyor, yardımcı olabiliyorsam özelde kendime genelde okurlarıma, ne mutlu bana.
Sanal ve harbi dostlukların, sanal ve içten hediyelerini alırken, paylaşımlarımın beğenildiğini, insanların duygu ve fikir gelişimlerine katkıda bulunduğumu düşünmek gibisi var mı ya?
Gönül dolusu teşekkürler, Sihirli yazılara ...
Ödül gereği ben de bu ödülü 12 kişiye vermek durumundaymışım. Uzun zamandır blog ortamını ihmal ettiğimden, kendimi bu sayıya ulaşmak için zorlamaya hiç mi hiç niyetim yok vallaha...
Nitekim gerçek hayatta olduğu gibi sanal alemde de dostlukların az ve kaliteli olanından yanayım evvela.
Blogumu ve blogcu arkadaşlarımı ihmal ettiğim şu dönemde, internete girdiğimde mutlaka ziyaret ettiğim blog sayısı istenenin ancak yarısını buluyor ve bu blogcu arkadaşlarımsa aşağıda arzı endam ediyor... Ödülümü kabul ederlerse ne ala...
(12) Yorum yaz! Bağlantı
<<Önceki Sayfa |1/46|






