Hayat denilen, bir masaldır...
"Gerçekler değişmez, bizim gerçekleri kavrama ve anlama biçimimiz değişir." Doğan Cüceloğlu

Ayvalık'ta tatil

31/8/2009 | Kategori:Manzara Fotograflarim

Balıkesir'in Ege Denizi kıyılarında bulunan, eşsiz manzarası, temiz denizi, zeytin ve fıstık çamı kaplı yemyeşil dağları, insanı bunaltmayan iklimi ile huzurlu bir ortamda kafa dinlemek ve hakikaten dinlenmek isteyenlerin tercih ettiği, enfes bir tatil yeridir Ayvalık...

Tatil süresi çok kısa olan ve amacı gezmekten çok, güneşlenip denize girmek olan kişiler, burada hayal kırıklığına uğrayabilirler. Nitekim, lodos ve poyraz rüzgarlarının hakim olduğu, 100 km'den fazla kıyı şeridi olan Ayvalık'ta, kavurucu sıcakların hakim olduğu dönemde ise imbat ve meltem rüzgarları, serinletici bir etki yapıyor. Ona göre...

Eee, boşuna zevkler ve renkler tartışılmaz dememişler. Kimi, gündüzleri güneşin altında saatlerce güneşlenip, geceleri de o bar senin, bu disko benim gezmekten hoşlanırken; bense farklı yerler gezip görmeyi, sakin sessiz ve mümkünse rüzgarlı bir yerde doğa ile baş başa kalarak güzel yemekler tatmayı, fotoğraflar çekerek, çevreyi gözlemlemeyi tercih ederim. Ancak böyle mutlu olur ve huzur bulurum. Huzurlu olamadığım ve dinlenemediğim bir tatilse, benim için tatil değil, gereksiz bir yorgunluk ve eziyet olur.

Eveeet bir taraftan gezip yeni yerler görürken, diğer taraftan da alışveriş yapmayı seviyorsanız, Ayvalık tam size göre. Buradan, zeytin ve zeytin yağı, çam sakızı, çam fıstığı gibi yerli üretim birçok besin maddesi yanısıra, geniş bir ürün yelpazesine sahip birbirinden güzel hediyeliklerden istediğinizi alarak, kendinizi, sevdiklerinizi ve hatta satıcılarını mutlu edebilirsiniz. Son zamanlarda reklamlarda da sıklıkla gördüğümüz gibi siz hediyelik alın ki, onu üreten ve satan kazansın. Evlerine yemeklik ve ekmek götürebilsinler ki market işletmecisi ve fırıncı kazansın. Uzun lafın kısası, ülke kazansın...Kaş çatmış Benim hediyelik tercihim mi? Büyük boy yelkenli maketleri, üzeri Ayvalık ve Cunda yazılı kupalar ve kolleksiyonum için bol miktarda kartpostal...

Neyse lafı daha fazla uzatmadan çekmiş olduğum fotoğraflara geçelim.
Villaların ve çamlarla kaplı dağların önünde uzanan Badavut Plajı, ince ve temiz kumu ile güzel bir kumsala sahip.
Cunda Adası Maden Caddesi'nde, maden suyu akan çeşmenin suyunun tadına da bir bakın derim.
Maden Caddesi'nden ayrılan toprak yolla Pateriça Plajı'na gidiliyor. Büyük ölçüde özelliğini koruyabilmiş bir Rum köyünün de yer aldığı, ıssız ve sessiz bir yer burası. Öyle ahım şahım kumsalı olan bir plaj olmasa da, sığlığından dolayı çocuklu ailelerin tercih ettiği bir plaj.

Kalabalık ortamları tercih edenlerin en gözde mekanı ise kafeterya, restaurant, gazino, otel ve pansiyonlarla dolu olan, Sarımsaklı Plajı. İlçe merkezine 8 km uzaklıkta ki plaj, oldukça geniş bir kumsala sahip.
Benim tercihimse, Haliç Park Otel karşısında yer alan, Cunda Belediye Plajı.

Daha öncede ifade ettiğim gibi gitmiş olduğum yerin yemekleri benim için önemlidir.
Papalina: Ayvalık'a gidildiğinde yenmeden dönülmemesi gerekenler çıtır çıtır bir lezzet. Sardalya yavrusuna benzeyen papalina, aslında sadece Cunda'da çıkan ve oraya özgü farklı karakterli bir balık. Siz balık yerken etrafınız bir anda kedilerle çevriliyor. Kılçıklarını yemeyen biriyseniz, onlar da kendi çaplarında bayram edebiliyorlar. Kaldı ki ben bu tip küçük balıkların kızartmalarında, kılçıklarını da yerim.Dil Temiz havadan mıdır, nedir? Papalina, salata ve kola ile tükettiğim ekmeğin haddi hesabı yoktu. Bir ara restaurant görevlileri "Balık bizden olsun, siz ekmeklerin parasını verin yeter" diyecekler diye düşünmedim desem yalan olur.

Ayvalık Tostu: Yine çıtır çıtır bir ekmek arasında, isteğe bağlı olarak kaşar peynir, sosis, sucuk, salam, ketçap, mayonez ve turşu kullanılarak yapılabilen doyurucu bir tat. İşin sırrı ise ekmeğinde diyorlar...

Ayrıca ahtapot, kalamar, karides gibi deniz ürünleri burada ki restoranlarda, kendine has yöntemlerle hazırlanıyor. Deniz ürünleri dışında, yöresel otlarla yapılan salata ve mezeleri tatmanız da şiddetle tavsiye olunur.
Lor tatlısı ile çam sakızlı kurabiye de ilk defa Ayvalık'ta tattığım, farklı ve oldukça leziz tatlılar.

Cunda Adası'nda ise sahil boyunca uzanan lokantalarda, yukarda sayılanların yanısıra lokma tatlısı, buzda badem ve çam sakızlı dondurma yemeyi, taş kahvede ise şöyle bol köpüklü bir Türk kahvesi ya da tavşan kanı bir çay içmeyi unutmayın derim.
Midem fena halde kazınmaya başladı.
Neyse, bu kadar yemek muhabbeti yeter. Aksi halde orucu sakatlamam içten değil.

Şeytan Sofrası'ndan Görünüm (6) 
"Rakı, Balık, Ayvalık" sözünün burada Ayvalık için slogan haline geldiği söyleniyor. Eveeet, Ayvalık manzarasının en güzel göründüğü yer, hiç şüphesiz ki Şeytan Sofrası. Eski bir lav birikintisi olan tepe, yuvarlak bir sofraya benziyor. Bir lokantanın da yer aldığı tepede, demir kafes içinde şeytana ait olduğu söylenen birde ayak izi var. Ayak izi var, var olmasına da; içinde bozuk paranın ne işi var onu anlayabilmiş değilim.

Gün batımını izlemek için gelen yerli ve yabancı turistlerle dolup taşan tepede, otomobile park yeri bulmakta, gün batımı ardından geri dönmekte, sıkışan ve yer yer kilitlenen trafikte tam bir işkence; fakat mutlaka gidilip görülmesi gereken bir yer.

Cennet Tepesi'nden (3)
İrili ufaklı adacıklar, mavinin tonları bir deniz ve arka fonda, Yunan adası Midilli.
Tam karşıda görülen Lale adası, bir taraftan dolgu yol ile Ayvalık'a bağlı bir yarımada halini almışken, diğer tarafından da Türkiye'nin ilk boğaz köprüsüyle, Türkiye'nin Ege Denizi'nde ki dördüncü büyük adası, Cunda'ya (Alibey Adası'na) bağlanıyor.

 Ayvalık Sahili
Yat gezileri ise yapılmadan dönülmemesi gereken bir aktivite. Yolcu durumuna göre 11:00-11:30 gibi harekete geçen tekneler, hep birlikte demir alıyor.
17.5TL karşılığında 12 ada bölgesinde gezen, 3-4 farklı ada ve eşsiz koyda yüzme molası veren teknelerde, limitsiz taze balık, salata,ekmek ve mevsim meyvesi ikramı var. Cunda gezisi, canlı müzik, animasyonlar, ödüllü yarışmalar ve çevre tanıtımları da cabası.18:30'da ise dönüş var.

Ayvalık Deniz Gümrük
Pasaportunuz varsa, günübirlik Midilli turlarına da katılabilirsiniz.
Bir çoğumuz gidemesekte, perşembe günleri kurulan pazar için Midilli ahalisi Ayvalık ilçesine geliyor ki, ilçe o gün fuar alanı gibi oluyor desem abartı olmaz...

Ayvalık Sahili (5)
Cunda Adası'na, kara yoluyla gidilebileceği gibi, saat başı kalkan teknelerle de gidilebiliyor. Ulaşım ücreti ise otobüs ve dolmuşla aynı.1,5 TL.

 Ayvalık Sahili (3)
 Sahil kenarında yer alan kafelerde oturarak, denizin iyotlu kokusu eşliğinde, çayını yudumlamak ve ekmekle beslenmeye alışmış olan irili ufaklı balıkların yüzme ve ekmek kapma mücadelesini izlemekte ayrı bir keyif.













Soldaki Saatli Cami'de, sağdaki Çınarlı Cami'de eskiden kiliseymiş; fakat günümüzde her ikisi de ilçenin en güzel camileri. Cuma namazı için gitmiş olduğum Çınarlı Cami'nin iç mekanından çekmiş olduğum fotoğraflar ise burada 1 - 2 - 3 - 4

 Aya Nikola Kilisesi (2)
Cunda Adası'nın merkezinde 1873 yılında inşa edilmiş bir metropol kilisesi olan Aya Nikola (Taksiyarhis) Kilisesi, yaşadığı onca depreme ve bakımsızlığa rağmen, ayakta kalmayı başarabilmiş. Sahil kesiminde bulunan Rumlar'ın geleneksel olarak uyguladıkları Bizans stilinde yapılmış olan kilisenin içerisinde bulunan çan, II.Dünya Savaşı yıllarında yerinden çıkarılarak halka haber verme amacıyla kullanılmış. Şu anda Bergama Müzesi'nde bulunan çanın, daha sonra dünyanın en büyük çanı olduğu ortaya çıkmış.
Fotoğraftanda görüldüğü gibi büyük çatlaklar oluşan kilise, restorasyon kapsamında.

 Cunda Sokakları
Tarih kokan Rum evleri ile dolu, taş kaplaması ile daracık Ayvalık ve Cunda sokaklarını da mutlaka gezmelisiniz.
Çoğu koruma altında olan binaların büyük bölümü aslına uygun olarak restore edilmiş, ediliyor ya da edilmeyi bekliyor.
Hülya Avşar gibi birçok ünlünün ev alarak restore ettirdiği Ayvalık'ta, Tansaş gibi birçok mağaza ve alışveriş merkezi de eski binaların restore edilerek kullanıma sunulduğu binalarda hizmet veriyor.


Ayvalık Sahili (14)
Marinası da bulunan ilçede, balık tutmayı sevenlerin oltalarını arabalarından eksik etmemesi gerekir. Dalış yapma imkanının da olduğu Ayvalık'ta, ilçe çevresindeki çamlıklarda doğa yürüyüşü yapabilir, kendinizi doğa ile baş başa hissederek, stres atabilirsiniz.

Lale Ada'sından çekilmiştir
İki hafta kaldığım Lale Adası'ndan çekmiş olduğum bu fotoğrafla kapanışı yapalım.
Bu arada fotoğrafta görülen yangın söndürme uçağı gibi uçaklar, yaz sezonunda malesef ki fazla mesai yapıyor. Rüzgarın pek eksik olmadığı ilçede doğal olarak yangınların yayılması da, kontrol altına alınması da bir o kadar güç oluyor. Gerekçesi ne olursa olsun, insanların daha sorumlu davranmasıyla üstesinden gelinebilecek bir afet olan orman yangınlarının, güçlükle yetişen ormanlarımızı, içindeki canlılarla birlikte mahvettiğini, geriye ise kömür ve kül yığınları ile kaplı, kapkara bir arazi bıraktığını unutmayalım.
"Bu dünya bizim değil. Onu gelecek kuşaklardan ödünç aldık" bilinciyle hareket ettiğimiz taktirde, daha güzel bir dünyada yaşayacağımıza ise şüphe yok.

Neyse, Ayvalık hakkında daha detaylı bilgi için,
http://www.ayvalikrehberi.com
http://www.ayvalik.web.tr
http://www.ayvalik.gov.tr
http://www.ayvalikda.com
http://www.ayvalik.com.tr
Kültür Bakanlığı'nın Ayvalık'la ilgili sayfasına bakabilirsiniz.

TRT'nin "Köşe Bucak Türkiye" adlı programının Ayvalık tanıtımı ise burada.

İyi tatiller...

(17) Yorum yaz! Bağlantı

Minia Yıldırım

25/8/2009 | Kategori:Manzara Fotograflarim

Osmanlı'ya yıllarca payitahtlık yapmış olan, buram buram tarih ve kültür kokan, kayalarından bile ağaçların fışkırdığı, gelişen sanayisiyle bugün artık nüfusu 2 milyona yaklaşan yeşil şehir Bursa...

Daha önce Bursa Hayvanat Bahçesi'ne gitmiş ve çekmiş olduğum görüntüleri burada yayınlamıştım. Bu yazımda ise Yıldırım ilçesi Kaplıkaya mahallesindeki, Minia Yıldırım'ı konu edindim.

Bursa ili, Yıldırım Belediyesi tarafından yaklaşık 4500 m2'lik bir alanda yaptırılan Minia Yıldırım, Yıldırım ilçesinde bulunan ve Bursa'nın simgesi olan mimari eserlerinin maketlerinin sergilendiği bir mekan.

Google haritasında kırmızı ile gösterilmiş olan Minia Yıldırım, Kaplıkaya mahallesi Kanuni caddesi, Özdilek Alışveriş Merkezi'nin üstünde yer alıyor. Kişi başı 1 TL ödeyerek, kendinizi minyatür binalar arasında gezen bir dev gibi hissedebilirsiniz.

Fotoğrafların altındaki yazılar, maketlerin tanıtım levhalarındaki yazılar olup, kırık olduğu için okuyamadığım levhalardaki yazıları da buradan alıntı yaptım. Amacım, imkanı olmayanlara sanalda olsa bir gezi yaptırabilmek, Bursa'ya gidecek olanlara gezilmesi gereken yerler arasında bir alternatif sunmaktır. Bir taraftan çekmiş olduğum fotoğrafları yayınlarken, diğer taraftan açıklamalarla başta kendim olmak üzere okuyanları bilgilendirmekte cabası...

Neyse, lafı daha fazla uzatmadan amatör fotoğraf makinamla çekmiş olduğum karelere geçelim...
Minia Yıldırım
Yukarda, Yıldırım Belediyesi'nin oldukça modern mimariye sahip, 1/50 ölçeğindeki hizmet binası görülüyor.

Minia Yıldırım (18)
Hünkar Köşkü: Uludağ'ın eteklerindeki Temenyeri'nde Bursa'ya hakim bir noktada bulunan Hünkar Köşkü Sultan Abdülmecit tarafından 1859 yılında av köşkü olarak yaptırılmıştır. Sultan Abdülmecit dışında, Sultan Abdülaziz ve Sultan V. Mehmet Reşat tarafından da kullanılan Hünkar Köşkü, 1947 yılında Bursa Belediyesi'nin mülkiyetine girmiştir. Bursa ziyaretleri sırasında Atatürk'ü ağırlamış olan Hünkar Köşkü'ne, günümüzde Atatürk Köşkü ve Cumhuriyet köşkü'de denilmektedir.
Mimarisi Fransız Ampir usulünde yapılmış olan köşkün içindeki süslemeler, 19. yüzyıl özellikleri taşımaktadır. İki katlı zarif bir yapıya sahip olan Hünkar Köşkü'nün bahçesinde cephesi Kütahya çinileri ile kaplanmış, Bursa'nın en güzel sularından sayılan gümüş suyunun aktığı bir çeşme bulunmaktadır. Köşkün sıvanmış duvarları ahşap çatkılı ve ince çıtalarla kaplıdır.

Minia Yıldırım (14)
Yeşil Cami: Yeşil semtinde Bursa ovasına bakan sırtta 1414-1419 yılları arasında Sultan I. Mehmet (Çelebi) tarafından Mimar İvaz Paşa'ya yaptırılmıştır. Son cemaat yeri Sultan I. Mehmet'in ölümü üzerine düşünülen şeklini alamamış, süslemeler 1424 yılında Sultan II. Murat tarafından tamamlanmıştır.
Mimarı ile tezyinatın böylesine ahenkle iç içe kaynaştığı, kardeş kavgalarından sonra huzura kavuşan bir ülkenin, sadece savaş değil eserlerde yapacağının bir simgesidir.Yeşil Cami, erken Osmanlı mimarisinin en başta gelen eserlerinden biri, Bursa'nın ise en güzel eseridir.
Cami, Yeşil Külliyesi içinde yer alır. Kanatlı (tersi) grubunun en seçkin örneklerindendir.
Alt katta saray, üstte hünkar mahfilleri, harem kısımları ve iki balkonu ile sultanın sarayı havasındadır. İç mekanın duvarları altıgen çinilerle, hünkar ve saray mahfillerinin duvar ve tavanları sır tekniğindeki çinilerle kaplıdır.
Osmanlı çini sanatının güzelliği ve ustalığı mevcuttur. Ana mekanın iki yanındaki odaların birer duvarı alcı ocak ve nisli raflarla süslüdür.
1552'den 1950 yılına kadar yaklaşık 20 onarım gören camide, yapılan son temizlemede duvarların üst kısmı ile yivli kubbelerin sıvaları altından çok zengin kalem işleri çıkartılmıştır. Külliyenin diğer parçaları türbe, medrese, imaret ve bugün yıkılmış olan handır.
 
Minia Yıldırım (9)
Emir Sultan Cami: Türk tasavvuf aleminin en seçkin kişilerinden olan Şemseddin Muhammet bin Ali el Buhari (Emir Sultan) adına, camiyi Yıldırım Bayezıt'ın kızı olan, Emir Sultan'ın eşi Hundi Fatma Hatun yaptırmıştır. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Bir kısım araştırmacılara göre XV. yüzyılın ilk yarısında inşa edilen ilk bina tek kubbeli iken, 1507'de buna avlu ve üç kubbe eklenmiştir. Ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtlarında, ilk yapıldığında çok kubbeli olduğu, 1795'te tamamen harap halde bulunduğu, bu eski harap bina yerine Hicri 1219 (1804/05) tarihinde Sultan Selim III. (Saltanat 1789-1807) döneminde günümüzdeki Rokoko ve Ampir karışımı haliyle yenilendiği belirtilmektedir. Cami 1855 depreminde de büyük bir hasara uğrayınca, Sultan Abdülaziz (Saltanat 1861-1876) döneminde yeniden esaslı onarım görmüştür.
Cami, sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahiptir. Kuzey cephesinin köşelerinde, kesme taştan birer minaresi vardır.
Mihrap XVII. yüzyılda İznik çinileriyle yapılmıştır.
    
Minia Yıldırım (3)
Yıldırım Cami: Şehrin doğusunda, Yıldırım semtindeki tepe üzerinde Yıldırım Külliyesi'nin ortasında yer almaktadır. Cami bir bakıma Selçuklu'dan Osmanlı'ya dönüşümün ilk olgun örneği ve cami mimarisinde Bursa üslubunun öncüsü sayılır. Yapının tarihi ve mimarı bilinmemekle birlikte,14. yüzyıl sonlarında Yıldırım Bayezıt tarafından yaptırılan camide, taş işçiliği açısından çağının en güzel örneklerini görmek mümkündür.
Bulunduğu bölgedeki kuvvtli lodoslar ve depremler nedeniyle iki minaresi de yıkılmış olan caminin, bugün kullanılan minaresi yakın tarihte betondan yapılmıştır.
   
Minia Yıldırım (5)
Yıldırım Darüşşifa: Yıldırım Bayezıt'ın en önemli eserlerinden biri olan Darüşşifa, Yıldırım Cami'nin 250 metre doğusunda 1390-1394 yılları arasında Osmanlı Devleti tarafından yaptırılan ilk sağlık merkezi ve tıp okuludur.
1855 depreminde yıkılmış, daha sonra da ordu barut deposu, "baruthane" olarak kullanılmıştır.
Darüşşifa'nın ilk açılışında o çağın ünlü tıp adamlarından Şemsettin ibni Sagır yönetiminde çalışılmış, çağının akıl ve sinir hastalıkları tedavisinde büyük ün kazanmıştır.
Tamamen harap bir durumda iken 1997-2002 yılları arasında Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nce onarılmıştır. Vahliyesine uygun olarak, şifa dağıtan bir müessese olarak halen işlevini sürdürmektedir.
  
Minia Yıldırım (6)
Cumalıkızık: Bursa Ankara karayolunun 10. kilometresinde, güneye ayrılan il yolunun 3. kilometresindedir. Denizden yüksekliği ortalama 340 metredir. Tarihsel dokusunu iyi koruyabilmiş bir Osmanlı Vakıf köyüdür. Uludağ'ın kuzey eteklerine yaslanmış beş "kızık/kısık" köyünden biri olan Cumalıkızık, çağdaş dönemde Osmanlı mimarisinin en özgün ve nadir örneklerinden biri olarak korunmaya çalışılmaktadır.
15 hektarlık bir alanda kurulmuş, yaklaşık 270 dolayındaki evin %60'ında oturulmaktadır. Tescilli yapı sayısı 59'dur. Bunlardan ikisi anıtsal yapı (cami ve hamam), 57'si de sivil mimarlık örneği yapıdır. Ayrıca köy meydanında tescili yapılmış iki anıtsal çınar vardır.
Köy, cami ve kahvelerin bulunduğu bir merkez çevresinde, belli bir plana bağlı olmaksızın oluşmuştur. Cami, köyün asıl merkezi konumunda olup, sokakların düzeninden camiye ulaşımı en rahat sağlayacak biçimde düşünüldüğü izlenimi vermektedir.
Köyün tarihsel dokusu ve yapıları, 1980'de Anıtlar Yüksek Kurulu'nun 12730 sayılı kararı ile koruma altına alındı ve her türlü yapılaşma izne bağlandı. Ertesi yıl "Kentsel ve Doğal Sit Alanı" olarak belirlendi.
1983'te Ağa Han Vakfı ve Mimarlar Odası tarafından proje yarışması açıldı. 1992'den başlayarak Yıldırım Belediyesi'nce yoğun ilgi altına alındı ve bazı iyileştirmeler yapıldı. Günümüzde Yıldırım Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin çalışmalarıyla, bir tarih doğa ve kültür mirası olarak korunmakta ve geliştirilmektedir.
 
Minia Yıldırım (16)
Teleferik: Türkiye'de ilk defa Uludağ'a kurulmuş olan teleferik, Bursa için önemli bir turistik yatırım özelliği göstermektedir. Uludağ'a teleferikle ulaşım Yıldırım ilçesi sınırlarından sağlanmaktadır. 1958 yılında İsviçreli Von Rall firması tarafında yapımı başlatılan elektrik hattı, 29 Ekim 1963'te tamamlanarak hizmete açılmıştır.
Toplam uzunluğu 4817 metre olan teleferik hattı, Teferrüç Kadıyayla ve Kadıyayla Sarıalan arası olmak üzere iki kademeli olarak çalışmaktadır. Her iki kademe 8'er dakika sürmekte olan teleferik ile toplam 16 dakikada, Bursa Yıldırım bölgesinden Uludağ'a ulaşılabilmektedir. Oteller bölgesine uzatılması çalışmalarına 2005 yılında başlanmıştır.

Irgandı Köprüsü: Bursa'nın Osmangazi ve Yıldırım ilçeleri arasında sınır oluşturan Gökçedere'nin iki yakasını birleştiren ve benzerleri sadece İtalya'nın Floransa (Ponte Vecchio) ve Venedik (Ponted Rialto) kentleriyle, Bulgaristan Lofça'da bulunan bu ilginç yapılı tarihsel köprü, Setbaşı Köpsüsü'nün kuzeyindedir.
1442 yılında Irgandılı Ali'nin oğlu, Hoca Muslihiddin tarafından yaptırılan Irgandı Köprüsü alt ve üst yapısı ile birlikte planlanıp inşa edilen ve Bursa'nın iki ilçesini (Yıldırım-Osmangazi) birleştiren bir arasta köprüdür.
1855 depreminde büyük hasar gören Irgandı Köprüsü, arasta ahşap kontrüksiyonlu dükkanlar olarak yeniden yapılmış, ancak 1922 yılında Yunanlıların köprüyü tamamen tahrip ederek çekilmelerinin ardından, 1949'da belediye tarafından ana gövde onarılmış ise de Irgandı Köprüsü'nün bugünkü restorasyon çalışmaları 2004 yılında tamamlanmıştır.

Yeşil Türbe: Yeşil Cami'nin 55 metre güneydoğusundadır. Osmanlı dönemi türbelerinin gerek yapım özellikleri, gerekse çini süslemeleri bakımından en ünlülerinden biridir. En belirgin ayrıcalığı zemin kat altında asıl mezarların bulunduğu bulunduğu bir "kripta"ya (bodrum) sahip olmasıdır.
Sultan Çelebi Mehmet, Osmanlı Devleti'nin beşinci padişahı olup, Edirne'de ölmüştür. Sultan Mehmet I. Çelebi'nin sağlığında yapımına başlanmış ve ölümünden 40 gün önce tamamlanmıştır. Mimarı dönemin ünlü mimar ve devlet adamı Hacı İvaz Paşa'dır.
Türbe zamanımıza ulaşan muhteşem çinili bir miraba sahiptir. Renkli süsleme sanatının bir şaheseridir. Mimarisi çini, tahta işbirliği ile Osmanlı sülalesine ait türbelerin en güzel ve başarılı örneğidir.
Türbe ilk kez yapılışından 202 yıl sonra 1623'te onarım görmüştür. Sonraki yıllarda pek çok onarım ve bakım gören türbe, 1855 yılında önemli hasara uğradığı için 1863'te esaslı bir onarımdan daha geçmiş, 1907'de bir kez daha müdahale etmek gerekmiştir.  

Bu kadar tanıtım yeter sanırım. Şimdi birazda eleştiri yapalım.
Özellikle Irgandı Köprüsü ve Yeşil Türbe maketleri, oldukça hasar görmüş.Irgandı Köprüsü üzerinde yer alan arasta dükkanlar tamamen tahrip olmuş. Öyle ki fotoğrafını çekmek dahi içimden gelmedi. Yeşil Türbe'nin kubbesi yerinde ise yeller esiyor. Böyle tanıtıcı bir yazı içinde hasarlı resimleri yayınlamak istemediğimden, ilgili iki resmi Yıldırım Belediyesi'nin web sitesinden aldım. 20 Ağustos 2009 tarihi itibari ile Yeşil Türbe maketinin durumunu buradan görebilirsiniz. Tanıtım levhalarının ise çoğu kırık...

Yapılış felsefesi iyi güzel; fakat Minia Yıldırım'da yapıma verilen önem, korumaya pek verilmemiş gibi görünüyor. İnsanı üzen bir bakımsızlık var.
Askerde "Güven kontrole mani değildir." diye bir söz vardır.İlgisizlik, bakımsızlık, kontrolsüzlük, şiddetli lodos ya da fiziki tahribat... Nedeni ne olursa olsun, böyle bir mekanı yapmak kadar, muhafaza etmekte önemlidir. Hele bu hizmet ücrete mukabil yapılıyorsa, bu daha büyük bir zaruret halini alır. 
Hasarlı maket ve tanıtım levhalarının bir an evvel görevlilerce onarımdan geçirileceğine, yetkililerce de bu konuda gerekli hassasiyetin gösterileceğine inanıyorum.
Herşeye rağmen, gezilmesi görülmesi gereken bir mekan...

(9) Yorum yaz! Bağlantı

Şelale Park

7/6/2009 | Kategori:Manzara Fotograflarim

Bugün Eskişehir'in modern parklarından biri olan, Şelale Park'a gittik.Hoş geçen hafta da gitmiştik; fakat o zaman fotoğraf makinasız ve dolayısıyla hazırlıksızdım.

Odunpazarı Belediyesi tarafından yapılmış olan park, Çankaya Mahallesi Şehit Mustafa Yıldız Sokak'ta bulunuyor. 15.000 metrekarelik alana sahip olan park, eşsiz manzarasıyla Eskişehirlilerin uğrak mekanlarından biri olmuş gibi görünüyor.

Park içerisinde yer alan 1.400 metre karelik şelale, aynı zamanda Eskişehir'in en büyük şelalesi olma özelliğine sahip...

 Şelale Park Eskişehir
Akşam ışıklandırılan şelalenin görünümü ise bir başka güzel oluyor. Helee, kafeteryadan gün batımını izlemenin o eşsiz tadını anlatmaya, kelimeler kifayetsiz kalır.
Şelale Park Eskişehir Cafe
Ahşap malzemeden yapılan kafeterya, sıcak havaların kendini iyiden iyiye hissettirdiği şu günlerde şelale sesi ve serinliği ile Eskişehir'in o eşsiz görüntüsü eşliğinde ailecek zaman geçirerek, karnını doyurmak ve birşeyler içmek isteyenlerin, vazgeçilmez adreslerinden biri. Fiyatlar ise oldukça makul.
 Şelale Park Eskişehir
Kafeteryadan şehrin görüntüsü.
Eskişehir ovasına yayılmış olan şehrin görüntüsü, piknikçilerin mangal dumanı ile birleşince ortaya farklı bir manzara çıkıyor.
Hatta eviniz görüş alanınızın içerisindeyse, "Benim evim nerede?" oyunu bile oynayabilirsiniz...Kaş çatmış
Ayrıca parka, iki adet dürbün de yerleştirilmiş.Yok efendim ben evimi, caddeleri, sokakları kısaca şehri daha yakından görmek istiyorum diyorsanız eğer, 1 TL atıp manzaranın tadını bir de bu şekilde çıkarabilirsiniz.

Şelale Park Eskişehir
Şelalenin arka tarafında ise, çocuklu aileler için olmazsa olmaz ihtiyaçlardan biri olan, çocuk parkı bulunuyor.

Başta Odunpazarı Belediye Başkanı Burhan Sakallı olmak üzere, Şelale Park'ın yapımında emeği geçen tüm çalışanların, eline emeğine sağlık...

(6) Yorum yaz! Bağlantı

12 Nisan 2009 itibari ile Kentpark'tan manzaralar...

12/4/2009 | Kategori:Manzara Fotograflarim


Google'ye Kentpark Eskişehir yazdım ve arattım. Bilin bakalım sorgulama sonucu, ilk hangi site vardı? Eveet ilk sırada, benim blog vardı. Bunun mutluluğu içerisinde, taa 4 ekim 2008 tarihinde ki görünüme ait fotoğrafları güncelleme ihtiyacı duydum.Eee o günden bu yana, köprünün altından, ne sular aktı. Kentpark'ımız ne gibi değişimler yaşadıSoru
Bu ve benzeri soruların yanıtı, azzzz sonra...Kaş çatmış


Eveeet, bol fotoğraflı bir postla daha huzurlarınızdayım.
Sizde benim gibi bu tip postları okurken, Ryan Farish tarzı müzikleri tercih edenlerdenseniz, lütfen başlata basın... Göz Kirpiyor

Pacific Wind.mp3
Aksi halde, çizginin diğer tarafına atlamanız, menfaatiniz icabıdır...Gözler
Merak ederek mekan ile ilgili bilgi almak için blogumu ziyaret eden okurların, daha güncel fotoğraflara ulaşabilmeleri adına, aldım kameramı elime, müstakbel enişte yanımda, düştük Kentpark yoluna... Az gittiiiik, uz gittik. Dere tepe düz gittik. Arabayla üçüncü vitesi geçmesekte, gideceğimiz yere tez gittik.Dil

Hava sıcaklığının internette 18, arabada 23 dereceyi gösterdiği, günlük güneşlik bir pazar gününün öğle vakti, saat 12:30 civarlarında, kendimizi Kentpark'ın otoparkında, park yeri ararken buluverdik. Kalabalığı görünce, bu saatte ne bu doluluk kardeşim yaaa diye de şaşıverdik.(Tekerleme gibi oldu yaw...Holey)
Görseniz, bilmeyen biri Eskişehir'de Enternasyonel Fuarı var da, kazara oraya geldim sanır. Turlar yanaşıyor. Rehberler eşliğinde, kafileler inerek parkı geziyorlar.
Mevsim şartları, ulaşım imkanları, halkın talebi, başarılı peyzajı, kısaca tüm unsurlar olumlu ve parktan yana...

  12 04 2009 Kentpark- Eskişehir
Daha önceki ziyaretimde, henüz çiçeklendirilmemiş olan giriş kapısı, artık daha bir renkli ve daha bir güzel.

Parkın ana giriş kapısından geçer geçmez hemen sol tarafta, özel güvenlik görevlilerinin danışma bürosu mevcut.Önünde ise bir sıra tekerlekli sandalye. Anlayacağınız, parkı gezmeye gelen yaşlı ve sakat vatandaşlar da düşünülmüş.

Tam kapıdan geçerken bir ziyaretçinin "Tekerlekli sandalye alabilir miyiz? Annemin ayağı ağrıyor da." şeklinde ki ricasına karşın, görevlinin  "Tabi buyrun." şeklindeki diyaloglarına şahit olmanın huzur ve mutluluğu içerisinde ilerlerken, eli çiçekli bir kadın heykeli ile karşılaştık. Adeta "Buyruuuun... Parkımıza hoşgeldiniz efendim. Çiçek almaz mıydınız? Bu demet sizin için..." der gibi insanları karşılayan kadın heykelinin, bulunduğu yere çok yakıştığı ve fotoğraf çektirmek isteyenlerin tercihleri arasında, üst sıralarda yer aldığını da ifade etmek isterim.
Bu heykele, insana saygı ve verilen değerin, sanata büründürülerek heykelleştirilmiş hali de diyebiliriz.

12 04 2009 Kentpark- Eskişehir (3)
Köprüden, optik zoom özelliği dahi olmayan, amatör ötesi fotoğraf makinemle yapmış olduğum bu çekimde ise, gölet üzerinde ki adacık ve kaz ya da ördek yuvaları görülüyor; fakat henüz gölde yüzen, bir kanatlı göremedim.Üzgün
Suyun yosunlanarak pis bir koku oluşturmaması için, oksijen miktarını artırarak, içerisindeki balıkların yaşamasına daha uygun bir ortam hazırlayan su motorları, suyu köpürterek çalışmakta...
En arka planda ise TOKİ'nin Kentpark Konakları, arzı endam ediyor...

12 04 2009 Kentpark- Eskişehir4
Çalışan fıskiyelerin temiz tuttuğu suyun, güneşli havanında etkisiyle, billur gibi berrak görüntüsü, suda yüzen rengarenk balıklarla birleşince, seyrine doyum olmayan bir manzara oluşturuyor...

12 04 2009 Kentpark- Eskişehir (2)
Daha önceki postumda, güzel bir balık lokantası olur yakıştırması yaptığım mekan, Rosa Luna adlı bir Cafe olarak işletilmekte. Tahmin edeceğiniz üzere, oturacak yer bulabilmek için bir kenarda sinsice beklemek, ilk boşalan yere panter çevikliği ile hamle yapmak gerekiyor. Malum, masayı kapmak isteyen rakip çok. Rakipleri egale eden şampiyon, masa ile ödülledirilecektir gibi bir şey...Mutlu
Su bisikleti ise şimdilik tepetaklak dursa da, ilerleyen zaman içerisinde suya ve üzerinde pedal çeviren kullanıcılarına kavuşacağı günün özlemi içerisinde beklerken görülüyor...

12 04 2009 Kentpark-Eskişehir5
Bu açı ise Cafe Rosa Luna'nın, en güzel çekim açısı olsa gerek. Köprü üstü...Havali

12 04 2009 Kentpark- Eskişehir (5)
Bu da, yüzme havuzunun profilden görünümü. Şezlonglar ve güneşlikler her ne kadar yerini almış olsa da, su aşırı derecede durağan ve yosunlu. Gerekli bakım ve temizlikler yapıldıktan sonra, çok daha yüzülebilir bir mekan olacağına ise şüphe yok...

12 04 2009 Kentpark-eskişehir9
Bu da alışılageldik açıdan, yani köprü üstünden, plaj görünümü.Yetişkin ve çocuk havuzları...

12 04 2009 Kentpark-eskişehir7
İkinci köprüyü de geçtikten sonra hemen  sol tarafta, Cafe Bistro bulunuyor. Koca bir fincan çay, 2,5 TL. haberiniz ola...Gözler

12 04 2009 Kentpark-eskişehir8
Cafe Bistro'nun önündeki yüzme havuzunun, köprüden görünümü. Arka planda ise Kentpark Konakları. Süper bir manzara ya...

12 04 2009 Kentpark- Eskişehir (14)
Porsuk deresi genişletilerek, üzerine ahşap iskeleler inşa edilmiş. Ziyaretçilerin, gondollarla park civarında gezebileceği bir faaliyet alanı planlanmakta...

12 04 2009 Kentpark- Eskişehir (18)
Kapalı Olimpik yüzme havuzu inşaatının sıva, boya ve cam işleri bitmiş...

12 04 2009 Kentpark- Eskişehir (20)
İçi ise bu durumda. Daha tamamlanması gereken yerler olduğu ise, gözden kaçmıyor...

 12 04 2009 Kentpark- Eskişehir (7)
Park içerisinde, küçük bir de hara var. Gittiğimizde iki atı görünce, hepsini bu kadar sanmıştık; fakat sol taraftaki ahırlarda, yarış atından midilliye, birbirinden güzel at çeşitlerini görünce, şaşırmadık desem yalan olur.
Ahırın loş bir ortam olması ve atların kameranın flaşından korkarak, kendilerine zarar verebileceklerini düşündüğümden, içeride fotoğraf çekmedim. Bu arada, içeride sigara içmek yasak...
Tam arka planda ise, iki sıra fayton duruyor.İlerleyen dönemde, park içerisinde atlı gezinti yapılabileceği öngörüsünde bulunursam hata etmiş olmam sanırım.(Sanırım diyorum, lakin malumunuz, balık lokantası öngörüm tutmamıştı...Gülümsüyor)

12 04 2009 Kentpark- Eskişehir (12)
Eleman adeta poz verdi yaaa.Profesyonel bu at, profesyonel...Kaş çatmış Bunun bir de arkadaşı var. O da meraklı.Meraklı için buraya bakabilirsiniz. Geri çekilmesem, kameramı yiyecekti yaw...Dil

12 04 2009 Kentpark-eskişehir6
Park içerisinde yer alan bu yazılı taş sütunu yayınlayarak, Kentpark'tan manzaralara burada son vermek istiyorum.
Kaya sütun üzerinde "Bu park Başkan Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen'in hizmet projesi olarak Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri, Eski Genel Müdürlüğü ile Park Bahçeler Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilmiştir.2007-2008" diye yazıyor.
Atalarımız boşuna "Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz" dememişler. Bu atasözünün  ve yapılanların farkında olan Eskişehir halkı tarafından, bir dönem daha belediye başkanı seçilen, Sayın Yılmaz Büyükerşen'e  ve ekibine, yeni dönemde başarılar dilerim...Göz Kirpiyor

(16) Yorum yaz! Bağlantı

<<Önceki Sayfa |1/4|