Ayvalık'ta tatil
Balıkesir'in Ege Denizi kıyılarında bulunan, eşsiz manzarası, temiz denizi, zeytin ve fıstık çamı kaplı yemyeşil dağları, insanı bunaltmayan iklimi ile huzurlu bir ortamda kafa dinlemek ve hakikaten dinlenmek isteyenlerin tercih ettiği, enfes bir tatil yeridir Ayvalık...
Tatil süresi çok kısa olan ve amacı gezmekten çok, güneşlenip denize girmek olan kişiler, burada hayal kırıklığına uğrayabilirler. Nitekim, lodos ve poyraz rüzgarlarının hakim olduğu, 100 km'den fazla kıyı şeridi olan Ayvalık'ta, kavurucu sıcakların hakim olduğu dönemde ise imbat ve meltem rüzgarları, serinletici bir etki yapıyor. Ona göre...
Eee, boşuna zevkler ve renkler tartışılmaz dememişler. Kimi, gündüzleri güneşin altında saatlerce güneşlenip, geceleri de o bar senin, bu disko benim gezmekten hoşlanırken; bense farklı yerler gezip görmeyi, sakin sessiz ve mümkünse rüzgarlı bir yerde doğa ile baş başa kalarak güzel yemekler tatmayı, fotoğraflar çekerek, çevreyi gözlemlemeyi tercih ederim. Ancak böyle mutlu olur ve huzur bulurum. Huzurlu olamadığım ve dinlenemediğim bir tatilse, benim için tatil değil, gereksiz bir yorgunluk ve eziyet olur.
Eveeet bir taraftan gezip yeni yerler görürken, diğer taraftan da alışveriş yapmayı seviyorsanız, Ayvalık tam size göre. Buradan, zeytin ve zeytin yağı, çam sakızı, çam fıstığı gibi yerli üretim birçok besin maddesi yanısıra, geniş bir ürün yelpazesine sahip birbirinden güzel hediyeliklerden istediğinizi alarak, kendinizi, sevdiklerinizi ve hatta satıcılarını mutlu edebilirsiniz. Son zamanlarda reklamlarda da sıklıkla gördüğümüz gibi siz hediyelik alın ki, onu üreten ve satan kazansın. Evlerine yemeklik ve ekmek götürebilsinler ki market işletmecisi ve fırıncı kazansın. Uzun lafın kısası, ülke kazansın...
Benim hediyelik tercihim mi? Büyük boy yelkenli maketleri, üzeri Ayvalık ve Cunda yazılı kupalar ve kolleksiyonum için bol miktarda kartpostal...
Neyse lafı daha fazla uzatmadan çekmiş olduğum fotoğraflara geçelim.
Villaların ve çamlarla kaplı dağların önünde uzanan Badavut Plajı, ince ve temiz kumu ile güzel bir kumsala sahip.
Cunda Adası Maden Caddesi'nde, maden suyu akan çeşmenin suyunun tadına da bir bakın derim.
Maden Caddesi'nden ayrılan toprak yolla Pateriça Plajı'na gidiliyor. Büyük ölçüde özelliğini koruyabilmiş bir Rum köyünün de yer aldığı, ıssız ve sessiz bir yer burası. Öyle ahım şahım kumsalı olan bir plaj olmasa da, sığlığından dolayı çocuklu ailelerin tercih ettiği bir plaj.
Kalabalık ortamları tercih edenlerin en gözde mekanı ise kafeterya, restaurant, gazino, otel ve pansiyonlarla dolu olan, Sarımsaklı Plajı. İlçe merkezine 8 km uzaklıkta ki plaj, oldukça geniş bir kumsala sahip.
Benim tercihimse, Haliç Park Otel karşısında yer alan, Cunda Belediye Plajı.
Daha öncede ifade ettiğim gibi gitmiş olduğum yerin yemekleri benim için önemlidir.
Papalina: Ayvalık'a gidildiğinde yenmeden dönülmemesi gerekenler çıtır çıtır bir lezzet. Sardalya yavrusuna benzeyen papalina, aslında sadece Cunda'da çıkan ve oraya özgü farklı karakterli bir balık. Siz balık yerken etrafınız bir anda kedilerle çevriliyor. Kılçıklarını yemeyen biriyseniz, onlar da kendi çaplarında bayram edebiliyorlar. Kaldı ki ben bu tip küçük balıkların kızartmalarında, kılçıklarını da yerim.
Temiz havadan mıdır, nedir? Papalina, salata ve kola ile tükettiğim ekmeğin haddi hesabı yoktu. Bir ara restaurant görevlileri "Balık bizden olsun, siz ekmeklerin parasını verin yeter" diyecekler diye düşünmedim desem yalan olur.
Ayvalık Tostu: Yine çıtır çıtır bir ekmek arasında, isteğe bağlı olarak kaşar peynir, sosis, sucuk, salam, ketçap, mayonez ve turşu kullanılarak yapılabilen doyurucu bir tat. İşin sırrı ise ekmeğinde diyorlar...
Ayrıca ahtapot, kalamar, karides gibi deniz ürünleri burada ki restoranlarda, kendine has yöntemlerle hazırlanıyor. Deniz ürünleri dışında, yöresel otlarla yapılan salata ve mezeleri tatmanız da şiddetle tavsiye olunur.
Lor tatlısı ile çam sakızlı kurabiye de ilk defa Ayvalık'ta tattığım, farklı ve oldukça leziz tatlılar.
Cunda Adası'nda ise sahil boyunca uzanan lokantalarda, yukarda sayılanların yanısıra lokma tatlısı, buzda badem ve çam sakızlı dondurma yemeyi, taş kahvede ise şöyle bol köpüklü bir Türk kahvesi ya da tavşan kanı bir çay içmeyi unutmayın derim.
Midem fena halde kazınmaya başladı.
Neyse, bu kadar yemek muhabbeti yeter. Aksi halde orucu sakatlamam içten değil.
"Rakı, Balık, Ayvalık" sözünün burada Ayvalık için slogan haline geldiği söyleniyor. Eveeet, Ayvalık
manzarasının en güzel göründüğü yer, hiç şüphesiz ki Şeytan Sofrası. Eski bir lav birikintisi olan tepe,
yuvarlak bir sofraya benziyor. Bir lokantanın da yer aldığı tepede, demir kafes içinde şeytana ait olduğu söylenen birde ayak izi var. Ayak izi var, var olmasına da; içinde bozuk paranın ne işi var onu anlayabilmiş değilim.
Gün batımını izlemek için gelen yerli ve yabancı turistlerle dolup taşan tepede, otomobile park yeri bulmakta, gün batımı ardından geri dönmekte, sıkışan ve yer yer kilitlenen trafikte tam bir işkence; fakat mutlaka gidilip görülmesi gereken bir yer.
İrili ufaklı adacıklar, mavinin tonları bir deniz ve arka fonda, Yunan adası Midilli.
Tam karşıda görülen Lale adası, bir taraftan dolgu yol ile Ayvalık'a bağlı bir yarımada halini almışken, diğer tarafından da Türkiye'nin ilk boğaz köprüsüyle, Türkiye'nin Ege Denizi'nde ki dördüncü büyük adası, Cunda'ya (Alibey Adası'na) bağlanıyor.

Yat gezileri ise yapılmadan dönülmemesi gereken bir aktivite. Yolcu durumuna göre 11:00-11:30 gibi harekete geçen tekneler, hep birlikte demir alıyor.
17.5TL karşılığında 12 ada bölgesinde gezen, 3-4 farklı ada ve eşsiz koyda yüzme molası veren teknelerde, limitsiz taze balık, salata,ekmek ve mevsim meyvesi ikramı var. Cunda gezisi, canlı müzik, animasyonlar, ödüllü yarışmalar ve çevre tanıtımları da cabası.18:30'da ise dönüş var.
Pasaportunuz varsa, günübirlik Midilli turlarına da katılabilirsiniz.
Bir çoğumuz gidemesekte, perşembe günleri kurulan pazar için Midilli ahalisi Ayvalık ilçesine geliyor ki, ilçe o gün fuar alanı gibi oluyor desem abartı olmaz...
Cunda Adası'na, kara yoluyla gidilebileceği gibi, saat başı kalkan teknelerle de gidilebiliyor. Ulaşım ücreti ise otobüs ve dolmuşla aynı.1,5 TL.

Sahil kenarında yer alan kafelerde oturarak, denizin iyotlu kokusu eşliğinde, çayını yudumlamak ve ekmekle beslenmeye alışmış olan irili ufaklı balıkların yüzme ve ekmek kapma mücadelesini izlemekte ayrı bir keyif. 

Soldaki Saatli Cami'de, sağdaki Çınarlı Cami'de eskiden kiliseymiş; fakat günümüzde her ikisi de ilçenin en güzel camileri. Cuma namazı için gitmiş olduğum Çınarlı Cami'nin iç mekanından çekmiş olduğum fotoğraflar ise burada 1 - 2 - 3 - 4

Cunda Adası'nın merkezinde 1873 yılında inşa edilmiş bir metropol kilisesi olan Aya Nikola (Taksiyarhis) Kilisesi, yaşadığı onca depreme ve bakımsızlığa rağmen, ayakta kalmayı başarabilmiş. Sahil kesiminde bulunan Rumlar'ın geleneksel olarak uyguladıkları Bizans stilinde yapılmış olan kilisenin içerisinde bulunan çan, II.Dünya Savaşı yıllarında yerinden çıkarılarak halka haber verme amacıyla kullanılmış. Şu anda Bergama Müzesi'nde bulunan çanın, daha sonra dünyanın en büyük çanı olduğu ortaya çıkmış.
Fotoğraftanda görüldüğü gibi büyük çatlaklar oluşan kilise, restorasyon kapsamında.

Tarih kokan Rum evleri ile dolu, taş kaplaması ile daracık Ayvalık ve Cunda sokaklarını da mutlaka gezmelisiniz. 
Çoğu koruma altında olan binaların büyük bölümü aslına uygun olarak restore edilmiş, ediliyor ya da edilmeyi bekliyor.
Hülya Avşar gibi birçok ünlünün ev alarak restore ettirdiği Ayvalık'ta, Tansaş gibi birçok mağaza ve alışveriş merkezi de eski binaların restore edilerek kullanıma sunulduğu binalarda hizmet veriyor.
Marinası da bulunan ilçede, balık tutmayı sevenlerin oltalarını arabalarından eksik etmemesi gerekir. Dalış yapma imkanının da olduğu Ayvalık'ta, ilçe çevresindeki çamlıklarda doğa yürüyüşü yapabilir, kendinizi doğa ile baş başa hissederek, stres atabilirsiniz.
İki hafta kaldığım Lale Adası'ndan çekmiş olduğum bu fotoğrafla kapanışı yapalım.
Bu arada fotoğrafta görülen yangın söndürme uçağı gibi uçaklar, yaz sezonunda malesef ki fazla mesai yapıyor. Rüzgarın pek eksik olmadığı ilçede doğal olarak yangınların yayılması da, kontrol altına alınması da bir o kadar güç oluyor. Gerekçesi ne olursa olsun, insanların daha sorumlu davranmasıyla üstesinden gelinebilecek bir afet olan orman yangınlarının, güçlükle yetişen ormanlarımızı, içindeki canlılarla birlikte mahvettiğini, geriye ise kömür ve kül yığınları ile kaplı, kapkara bir arazi bıraktığını unutmayalım.
"Bu dünya bizim değil. Onu gelecek kuşaklardan ödünç aldık" bilinciyle hareket ettiğimiz taktirde, daha güzel bir dünyada yaşayacağımıza ise şüphe yok.
Neyse, Ayvalık hakkında daha detaylı bilgi için,
http://www.ayvalikrehberi.com
http://www.ayvalik.web.tr
http://www.ayvalik.gov.tr
http://www.ayvalikda.com
http://www.ayvalik.com.tr
Kültür Bakanlığı'nın Ayvalık'la ilgili sayfasına bakabilirsiniz.
TRT'nin "Köşe Bucak Türkiye" adlı programının Ayvalık tanıtımı ise burada.
İyi tatiller...
(17) Yorum yaz! Bağlantı
<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>





