Bugün, gelecekle anlam kazanır...
Bugünü anlamlı kılan gelecektir...
Yoksa insana üniversite tahsili için ömrünün en güzel yıllarını, dirsek çürüterek geçirmeye yönelten, gelecek hesabı değil de nedir?
Bu nedenledir ki gelecek endişesi, kişiyi başarı ve ilerlemeye, "Yarına çıkacağımızın garantisi mi var yaaa...." düşüncesi de boşvermişlik, tembellik ve geriliğe sevk eder.
Can Yücel'e ait birçok yazı ve şiiri severek okumama rağmen, "Ömür denilen üç gündür. Dün geldi geçti, yarın ise meçhuldür. O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür..." ifadelerine katılmadığımı belirtmek istiyorum.
"... hayat denilen bir gündür, o da bugündür..." Ben, insan hayatının bu kadar baside indirgenmemesi gerektiğine inanıyorum. Sadece anı yaşayan, geçmişten dersler çıkarmayarak, geleceğe dair planlar ve idealler belirlemeyen, bu uğurda gerekirse veballer ödemeyen insanın, hayatının anlamından, şüphe ederim.
İnsanı insan yapan, kişiliğini şekillendiren geçmişi, yaşadığı zaman dilimi ve geleceğe yönelik yatırım, plan ve idealleridir. Nitekim insan dünü, bugünü ve geleceği ile bir bütündür.
Geçmişte yaşamış ve günümüzde yaşamakta olan bilim adamlarının, özel hayatlarından taviz vererek, yapmış oldukları uzun araştırma ve çalışmalar sayesinde, günümüzdeki bilgi birikimi, gelişmiş teknoloji ve rahat yaşam standartlarına kavuşmadık mı? Onlar da "Günün tadını al. Dün zaten geçmiş, yarınsa meçhul." deseydi, bırakın bilimsel ve teknolojik gelişmeyi, ortalıkta bilim adamı bulamaz, belki de hala taş devrinde yaşıyor olurduk.
"Anı yaşamak gerek. Gerisi boş." felsefesi, milletimiz genelinde hakim olsaydı, Atatürk önderliğinde Kurtuluş Savaşı veren yüzbinlerce vatan evladımız, meçhul olarak görülen geleceğini, yaşadığı güne çekerek, yine bu materyalist görüş doğrultusunda, (haşa) meçhul olarak görülen yokluğa gider miydi?
Tabi ki hayır...
Hayat bugünle sınırlandırılamayacak kadar kısa, boş ve gayesiz olamaz.Geleceğe yönelik planlar yoksa eğer, bir gün değil yıllar geçse o hayatın anlamı olmaz...
Hayatı sadece gez, toz, eğlen, anın tadını çıkar, geçmişe mazi geleceğe niyazi şeklinde bir kalıba sığdıranlar, üretmeyen, özelde kendilerine genelde ise topluma yararı olmayan, muhtemelen bir taraftan gırtlağa dayanan borçla cedelleşirken, diğer taraftan da bir türlü mutlu olamayan bireyler olsa gerek...
Bu görüşü benimseyen bazı ünlülerin, ağustos böceği misali, varlıklı oldukları zamanlarında şatafatlı bir yaşam sürmelerine rağmen, geleceğe dair herhangi bir yatırım yapmadıklarını, televizyonlarda sergiledikleri, o fakirlik ve sefalet görüntüleri içerisinde, "bana yardım edin..." diye yakarışlarına, şahit olmayanımız yoktur.
Tamam, dün geçmişte kaldı. Yaşandı ve bitti; fakat gelecek için en iyi rehberde yine geçmiştir. Geçmişinden ders almayan bir insanın, üst üste hatalar yapması kadar doğal birşey yoktur...
Bugün...
Namı diğer, dünün yarını ya da yarının dünü. Bugün yaşananların, yarınlarımızın geçmişi olduğu unutulmamalı...
İnsanı diğer mahlukattan ayıran en önemli özellikten biri de, geleceğe dair planlarının ve ideallerinin olmasıdır. Aksi takdirde "şimdilik karnım tok, sırtım pek; yarına ise bugünden akıl yormaya gerek yok" diyen zihniyeti, insanlığa yük addederim. Montaigne'nin de dediği gibi "Gideceği limanı bilmeyen gemiye, hiçbir rüzgardan hayır gelmez..."
Yaşamda bugünü değerli kılan, gelecekteki ideallere erişebilmek için verilen çabadır. Çabanın mükafatıysa, ideale ulaşmadaki başarı...
Sadece günü yaşayan idealsiz insan, zaman ve para kaybına uğradığı gibi, zamanla mevcut hayatından da tat almamaya başlar.Bu mutsuzluk zincirini kırabilmek içinde alkol, uyuşturucu ve sıradışı yaşam şekillerini hayatına sokarak kendini tatmin yoluna gidebilir.
Hedefleri ve idealleri için yaşayan insan ise, sonucunun müsbet olması ümidiyle, bu uğurda ödediği ya da ödeyeceği vebali bile, sonunda ulaşaçağı ideal için gerekli görür. Günü harcar; fakat geleceği kurtarır.
Sonuç olarak gerçek hayatta kazanan da, genellikle günü yaşayan ağustos böceği değil, yarını için çalışan karıncadır...
Dünün rehberliğinde, bugünü yaşayan ve yarını için çalışan bireyler olmak dileğiyle...
(9) Yorum yaz! Bağlantı
<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>






