Bursa Hayvanat Bahçesi
Pazar günü ve sabahın köründe kalkmak, birbirine ne kadar da zıt iki durum.Eee ama "Gülü seven dikenine katlanır." diye de boşuna söylememişler.Daha uzun süreli, güzel bir zaman dilimi geçirebilmek için, uykudan feragat etmek gerekiyor.
Kardeşim ve nişanlısının evlilik hazırlığı olarak, mobilya çeşitlerini görmeleri aynı zamanda, fiyat analizi yapmaları amacıyla İnegöl'e gitme kararı aldık.
Sabahın erken saatlerinde, kargalar bile kahvaltılarını yapmadan yola koyulduk.
İnegöl'e kadar sisli bir hava, bizlere refakat etti.
Kahvaltı bile yapmadan yola çıktığımızdan, açlığa daha fazla direnemeyerek İnegöl Özdilek'te açık büfe kahvaltı yaptık.Bu arada açık büfe kahvaltı kişi başı 13.50 YTL, ilgililere duyurulur.Kahvaltıdan sonra, Ertuğrul Gazi Caddesi'nde ki mobilyacılara gittik.Daha önce o kadar mobilya mağazasını bir arada gördüğümü hatırlamıyorum.Büyük ve çok katlı aynı zamanda imalatçı mobilyacıları gezmekten, o kadar yorulduk ki artık girdiğimiz mağazalarda, gördüğümüz ilk koltuğa kendimizi atar olduk.Hayır birkaç mağaza daha gezecek olsak, timsah yürüyüşü ile kapıdan geçmek zorunda kalacağız diye korkmadım da değil.
Eskişehir'e göre çok fazla çeşit mobilyanın olduğu İnegöl'de, fiyatların da daha cazip oluşu yadsınamaz bir gerçekti.
Derken "Buraya kadar gelmişken, niçin Bursa'ya geçmiyoruz?" şeklinde bir soru üzerine, cevap olarak arabamın rotasını Bursa'ya çevirdim."Sora sora Bağdat bulunur." derler ya biz de sora sora hayvanat bahçesini bulduk.İzmir yolu üzerinde ki hayvanat bahçesi, tahmin ettiğim kadar çok türü ihtiva etmese de, Bursa halkı açısından tercih edilen, çocukları için eğitici, dinlendirici bir cazibe merkezi niteliğine haiz.Arabayı güç bela park edecek bir yer bulduktan sonra, 2 liraya tam bilet alarak hayvanat bahçesi turumuza başladık.
Keyif bunlarda beeh...
Adı dilimizin ucunda olan bu güzel kuşların ismini, ancak kuş gözlem evinde ki bilgi afişleri sayesinde hatırlayabildim.Aşağıda kalan kardeşim ve nişanlısı ise, yukarı kadar çıkmadan güvenlik görevlisine sordukları hayvanın adını öğrenmişlerdi bile.Bundan habersiz olan ben "eee zahmet edipte yukarıya kadar çıksaydınız, bu kuşların adını öğrenmiş olacaktınız" diye dalga geçmeye çalışırken."Nelerin flamingoların mı?" şeklinde ki bir yanıtla, baya bir şaşırdığımı itiraf edeyim. Neyse, işin aslını öğrendiğim de baya bir güldük.

Hayvanlar aleminin kralı aslanlar, miskinlik yaparken... 
Ayı atılan yiyecekleri kapma telaşında; izleyicilerin önündeki havuzda yüzerken...
Esaret altında yaşamaya alışkın olmayan kurtlar, sıkıntıları hareketlerine yansımış bir biçimde, sürü psikolojisi ile tel örgüler ardında, her yöne hareket ederlerken...
Hayır, fotoğraf makinemin seri çekim özelliği olsa, yüreğim gam yemeyecek.Bu pozu yakalayana kadar göbeğim çatladı.Onda da öndeki kurtun burnu çıkmamış...

Kazlar hareket halinde iken; geyik onlara ve bize inat oturup miskinlik yaparak, pazar gününün tadını çıkarırken görülüyor.
Derken bir de baktık, hava kararmaya başlamış bile.Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan turumuzu burada sonlandırdık.Dönüş yolunda İnegöl köftesi yemeden de olmazdı.İnegöl de Orhan Köftecisi'nde güzel bir piyaz, İnegöl köfte ve sütlü kadayıf ile, burnumuza kadar doyduktan sonra, Eskişehir'e geri döndük.
Yorucu ve bir o kadar da güzel bir pazar günü de böylelikle sona ermiş oldu.
Darısı diğer haftasonlarının başına...
(3) Yorum yaz! Bağlantı
<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>





