Minia Yıldırım
Osmanlı'ya yıllarca payitahtlık yapmış olan, buram buram tarih ve kültür kokan, kayalarından bile ağaçların fışkırdığı, gelişen sanayisiyle bugün artık nüfusu 2 milyona yaklaşan yeşil şehir Bursa...
Daha önce Bursa Hayvanat Bahçesi'ne gitmiş ve çekmiş olduğum görüntüleri burada yayınlamıştım. Bu yazımda ise Yıldırım ilçesi Kaplıkaya mahallesindeki, Minia Yıldırım'ı konu edindim.
Bursa ili, Yıldırım Belediyesi tarafından yaklaşık 4500 m2'lik bir alanda yaptırılan Minia Yıldırım, Yıldırım ilçesinde bulunan ve Bursa'nın simgesi olan mimari eserlerinin maketlerinin sergilendiği bir mekan.
Google haritasında kırmızı ile gösterilmiş olan Minia Yıldırım, Kaplıkaya mahallesi Kanuni caddesi, Özdilek Alışveriş Merkezi'nin üstünde yer alıyor. Kişi başı 1 TL ödeyerek, kendinizi minyatür binalar arasında gezen bir dev gibi hissedebilirsiniz.
Fotoğrafların altındaki yazılar, maketlerin tanıtım levhalarındaki yazılar olup, kırık olduğu için okuyamadığım levhalardaki yazıları da buradan alıntı yaptım. Amacım, imkanı olmayanlara sanalda olsa bir gezi yaptırabilmek, Bursa'ya gidecek olanlara gezilmesi gereken yerler arasında bir alternatif sunmaktır. Bir taraftan çekmiş olduğum fotoğrafları yayınlarken, diğer taraftan açıklamalarla başta kendim olmak üzere okuyanları bilgilendirmekte cabası...
Neyse, lafı daha fazla uzatmadan amatör fotoğraf makinamla çekmiş olduğum karelere geçelim...
Yukarda, Yıldırım Belediyesi'nin oldukça modern mimariye sahip, 1/50 ölçeğindeki hizmet binası görülüyor.
Hünkar Köşkü: Uludağ'ın eteklerindeki Temenyeri'nde Bursa'ya hakim bir noktada bulunan Hünkar Köşkü Sultan Abdülmecit tarafından 1859 yılında av köşkü olarak yaptırılmıştır. Sultan Abdülmecit dışında, Sultan Abdülaziz ve Sultan V. Mehmet Reşat tarafından da kullanılan Hünkar Köşkü, 1947 yılında Bursa Belediyesi'nin mülkiyetine girmiştir. Bursa ziyaretleri sırasında Atatürk'ü ağırlamış olan Hünkar Köşkü'ne, günümüzde Atatürk Köşkü ve Cumhuriyet köşkü'de denilmektedir.
Mimarisi Fransız Ampir usulünde yapılmış olan köşkün içindeki süslemeler, 19. yüzyıl özellikleri taşımaktadır. İki katlı zarif bir yapıya sahip olan Hünkar Köşkü'nün bahçesinde cephesi Kütahya çinileri ile kaplanmış, Bursa'nın en güzel sularından sayılan gümüş suyunun aktığı bir çeşme bulunmaktadır. Köşkün sıvanmış duvarları ahşap çatkılı ve ince çıtalarla kaplıdır.
Yeşil Cami: Yeşil semtinde Bursa ovasına bakan sırtta 1414-1419 yılları arasında Sultan I. Mehmet (Çelebi) tarafından Mimar İvaz Paşa'ya yaptırılmıştır. Son cemaat yeri Sultan I. Mehmet'in ölümü üzerine düşünülen şeklini alamamış, süslemeler 1424 yılında Sultan II. Murat tarafından tamamlanmıştır.
Mimarı ile tezyinatın böylesine ahenkle iç içe kaynaştığı, kardeş kavgalarından sonra huzura kavuşan bir ülkenin, sadece savaş değil eserlerde yapacağının bir simgesidir.Yeşil Cami, erken Osmanlı mimarisinin en başta gelen eserlerinden biri, Bursa'nın ise en güzel eseridir.
Cami, Yeşil Külliyesi içinde yer alır. Kanatlı (tersi) grubunun en seçkin örneklerindendir.
Alt katta saray, üstte hünkar mahfilleri, harem kısımları ve iki balkonu ile sultanın sarayı havasındadır. İç mekanın duvarları altıgen çinilerle, hünkar ve saray mahfillerinin duvar ve tavanları sır tekniğindeki çinilerle kaplıdır.
Osmanlı çini sanatının güzelliği ve ustalığı mevcuttur. Ana mekanın iki yanındaki odaların birer duvarı alcı ocak ve nisli raflarla süslüdür.
1552'den 1950 yılına kadar yaklaşık 20 onarım gören camide, yapılan son temizlemede duvarların üst kısmı ile yivli kubbelerin sıvaları altından çok zengin kalem işleri çıkartılmıştır. Külliyenin diğer parçaları türbe, medrese, imaret ve bugün yıkılmış olan handır.
Emir Sultan Cami: Türk tasavvuf aleminin en seçkin kişilerinden olan Şemseddin Muhammet bin Ali el Buhari (Emir Sultan) adına, camiyi Yıldırım Bayezıt'ın kızı olan, Emir Sultan'ın eşi Hundi Fatma Hatun yaptırmıştır. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Bir kısım araştırmacılara göre XV. yüzyılın ilk yarısında inşa edilen ilk bina tek kubbeli iken, 1507'de buna avlu ve üç kubbe eklenmiştir. Ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtlarında, ilk yapıldığında çok kubbeli olduğu, 1795'te tamamen harap halde bulunduğu, bu eski harap bina yerine Hicri 1219 (1804/05) tarihinde Sultan Selim III. (Saltanat 1789-1807) döneminde günümüzdeki Rokoko ve Ampir karışımı haliyle yenilendiği belirtilmektedir. Cami 1855 depreminde de büyük bir hasara uğrayınca, Sultan Abdülaziz (Saltanat 1861-1876) döneminde yeniden esaslı onarım görmüştür.
Cami, sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahiptir. Kuzey cephesinin köşelerinde, kesme taştan birer minaresi vardır.
Mihrap XVII. yüzyılda İznik çinileriyle yapılmıştır.
Yıldırım Cami: Şehrin doğusunda, Yıldırım semtindeki tepe üzerinde Yıldırım Külliyesi'nin ortasında yer almaktadır. Cami bir bakıma Selçuklu'dan Osmanlı'ya dönüşümün ilk olgun örneği ve cami mimarisinde Bursa üslubunun öncüsü sayılır. Yapının tarihi ve mimarı bilinmemekle birlikte,14. yüzyıl sonlarında Yıldırım Bayezıt tarafından yaptırılan camide, taş işçiliği açısından çağının en güzel örneklerini görmek mümkündür.
Bulunduğu bölgedeki kuvvtli lodoslar ve depremler nedeniyle iki minaresi de yıkılmış olan caminin, bugün kullanılan minaresi yakın tarihte betondan yapılmıştır.
Yıldırım Darüşşifa: Yıldırım Bayezıt'ın en önemli eserlerinden biri olan Darüşşifa, Yıldırım Cami'nin 250 metre doğusunda 1390-1394 yılları arasında Osmanlı Devleti tarafından yaptırılan ilk sağlık merkezi ve tıp okuludur.
1855 depreminde yıkılmış, daha sonra da ordu barut deposu, "baruthane" olarak kullanılmıştır.
Darüşşifa'nın ilk açılışında o çağın ünlü tıp adamlarından Şemsettin ibni Sagır yönetiminde çalışılmış, çağının akıl ve sinir hastalıkları tedavisinde büyük ün kazanmıştır.
Tamamen harap bir durumda iken 1997-2002 yılları arasında Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nce onarılmıştır. Vahliyesine uygun olarak, şifa dağıtan bir müessese olarak halen işlevini sürdürmektedir.
Cumalıkızık: Bursa Ankara karayolunun 10. kilometresinde, güneye ayrılan il yolunun 3. kilometresindedir. Denizden yüksekliği ortalama 340 metredir. Tarihsel dokusunu iyi koruyabilmiş bir Osmanlı Vakıf köyüdür. Uludağ'ın kuzey eteklerine yaslanmış beş "kızık/kısık" köyünden biri olan Cumalıkızık, çağdaş dönemde Osmanlı mimarisinin en özgün ve nadir örneklerinden biri olarak korunmaya çalışılmaktadır.
15 hektarlık bir alanda kurulmuş, yaklaşık 270 dolayındaki evin %60'ında oturulmaktadır. Tescilli yapı sayısı 59'dur. Bunlardan ikisi anıtsal yapı (cami ve hamam), 57'si de sivil mimarlık örneği yapıdır. Ayrıca köy meydanında tescili yapılmış iki anıtsal çınar vardır.
Köy, cami ve kahvelerin bulunduğu bir merkez çevresinde, belli bir plana bağlı olmaksızın oluşmuştur. Cami, köyün asıl merkezi konumunda olup, sokakların düzeninden camiye ulaşımı en rahat sağlayacak biçimde düşünüldüğü izlenimi vermektedir.
Köyün tarihsel dokusu ve yapıları, 1980'de Anıtlar Yüksek Kurulu'nun 12730 sayılı kararı ile koruma altına alındı ve her türlü yapılaşma izne bağlandı. Ertesi yıl "Kentsel ve Doğal Sit Alanı" olarak belirlendi.
1983'te Ağa Han Vakfı ve Mimarlar Odası tarafından proje yarışması açıldı. 1992'den başlayarak Yıldırım Belediyesi'nce yoğun ilgi altına alındı ve bazı iyileştirmeler yapıldı. Günümüzde Yıldırım Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin çalışmalarıyla, bir tarih doğa ve kültür mirası olarak korunmakta ve geliştirilmektedir.
Teleferik: Türkiye'de ilk defa Uludağ'a kurulmuş olan teleferik, Bursa için önemli bir turistik yatırım özelliği göstermektedir. Uludağ'a teleferikle ulaşım Yıldırım ilçesi sınırlarından sağlanmaktadır. 1958 yılında İsviçreli Von Rall firması tarafında yapımı başlatılan elektrik hattı, 29 Ekim 1963'te tamamlanarak hizmete açılmıştır.
Toplam uzunluğu 4817 metre olan teleferik hattı, Teferrüç Kadıyayla ve Kadıyayla Sarıalan arası olmak üzere iki kademeli olarak çalışmaktadır. Her iki kademe 8'er dakika sürmekte olan teleferik ile toplam 16 dakikada, Bursa Yıldırım bölgesinden Uludağ'a ulaşılabilmektedir. Oteller bölgesine uzatılması çalışmalarına 2005 yılında başlanmıştır.
Irgandı Köprüsü: Bursa'nın Osmangazi ve Yıldırım ilçeleri arasında sınır oluşturan Gökçedere'nin iki yakasını birleştiren ve benzerleri sadece İtalya'nın Floransa (Ponte Vecchio) ve Venedik (Ponted Rialto) kentleriyle, Bulgaristan Lofça'da bulunan bu ilginç yapılı tarihsel köprü, Setbaşı Köpsüsü'nün kuzeyindedir.
1442 yılında Irgandılı Ali'nin oğlu, Hoca Muslihiddin tarafından yaptırılan Irgandı Köprüsü alt ve üst yapısı ile birlikte planlanıp inşa edilen ve Bursa'nın iki ilçesini (Yıldırım-Osmangazi) birleştiren bir arasta köprüdür.
1855 depreminde büyük hasar gören Irgandı Köprüsü, arasta ahşap kontrüksiyonlu dükkanlar olarak yeniden yapılmış, ancak 1922 yılında Yunanlıların köprüyü tamamen tahrip ederek çekilmelerinin ardından, 1949'da belediye tarafından ana gövde onarılmış ise de Irgandı Köprüsü'nün bugünkü restorasyon çalışmaları 2004 yılında tamamlanmıştır.
Yeşil Türbe: Yeşil Cami'nin 55 metre güneydoğusundadır. Osmanlı dönemi türbelerinin gerek yapım özellikleri, gerekse çini süslemeleri bakımından en ünlülerinden biridir. En belirgin ayrıcalığı zemin kat altında asıl mezarların bulunduğu bulunduğu bir "kripta"ya (bodrum) sahip olmasıdır.
Sultan Çelebi Mehmet, Osmanlı Devleti'nin beşinci padişahı olup, Edirne'de ölmüştür. Sultan Mehmet I. Çelebi'nin sağlığında yapımına başlanmış ve ölümünden 40 gün önce tamamlanmıştır. Mimarı dönemin ünlü mimar ve devlet adamı Hacı İvaz Paşa'dır.
Türbe zamanımıza ulaşan muhteşem çinili bir miraba sahiptir. Renkli süsleme sanatının bir şaheseridir. Mimarisi çini, tahta işbirliği ile Osmanlı sülalesine ait türbelerin en güzel ve başarılı örneğidir.
Türbe ilk kez yapılışından 202 yıl sonra 1623'te onarım görmüştür. Sonraki yıllarda pek çok onarım ve bakım gören türbe, 1855 yılında önemli hasara uğradığı için 1863'te esaslı bir onarımdan daha geçmiş, 1907'de bir kez daha müdahale etmek gerekmiştir.
Bu kadar tanıtım yeter sanırım. Şimdi birazda eleştiri yapalım.
Özellikle Irgandı Köprüsü ve Yeşil Türbe maketleri, oldukça hasar görmüş.Irgandı Köprüsü üzerinde yer alan arasta dükkanlar tamamen tahrip olmuş. Öyle ki fotoğrafını çekmek dahi içimden gelmedi. Yeşil Türbe'nin kubbesi yerinde ise yeller esiyor. Böyle tanıtıcı bir yazı içinde hasarlı resimleri yayınlamak istemediğimden, ilgili iki resmi Yıldırım Belediyesi'nin web sitesinden aldım. 20 Ağustos 2009 tarihi itibari ile Yeşil Türbe maketinin durumunu buradan görebilirsiniz. Tanıtım levhalarının ise çoğu kırık...
Yapılış felsefesi iyi güzel; fakat Minia Yıldırım'da yapıma verilen önem, korumaya pek verilmemiş gibi görünüyor. İnsanı üzen bir bakımsızlık var.
Askerde "Güven kontrole mani değildir." diye bir söz vardır.İlgisizlik, bakımsızlık, kontrolsüzlük, şiddetli lodos ya da fiziki tahribat... Nedeni ne olursa olsun, böyle bir mekanı yapmak kadar, muhafaza etmekte önemlidir. Hele bu hizmet ücrete mukabil yapılıyorsa, bu daha büyük bir zaruret halini alır.
Hasarlı maket ve tanıtım levhalarının bir an evvel görevlilerce onarımdan geçirileceğine, yetkililerce de bu konuda gerekli hassasiyetin gösterileceğine inanıyorum.
Herşeye rağmen, gezilmesi görülmesi gereken bir mekan...
(9) Yorum yaz! Bağlantı
<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>





