Ne gündü ama...

2009-11-19 00:13:00
Vay be, blogda post yayınlamayalı bir ay olmuş...
Gelip görmeyeli, görüp yazmayalı blogcuyu, gelişim ötesi bir değişim geçirmiş gördüm ve gayette mutlu oldum. Bu değişimde emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.

Oldukça şık ve modern bir tasarıma sahip olan yeni Blogcu'nun tek kusuru ise önceki panelde yer alan duygu ifadelerinin, şimdikinde yer almaması olarak görülüyor. Eski postlarda sıklıkla kullandığım bu ifadeler, yeni postlarımda artık yer almayacak, alabilemeyecek... :)

Almayacak dediysek, yazı karakteri olarakta kullanmayacağız demedik yaa... ;)

Uzun zamandır paylaşımda bulunmamış biri olarak, oldukça eğlenceli geçen günümü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Derste, elle doğrudan daire şekli çizmekte zorlanan bir öğrencim her defasında daire yerine, Amerikan futbol topu gibi bir elips şekli çiziyordu.

Ben, " Bak olum, olmadııııı. Amerikan futbol topu gibi bir şekil çizdin yaaa. Bizim futbol maçlarında oynadığımız top gibi, yusyuvarlak çizeceksin. Hani sınıfa siz oynayın diye para toplayarak aldığımız türden olsun..." dedim.

Öğrencim, bi Amerikan futbol topu daha çizdi. Sildi. Bi tane daha çizdi, yine sildi.

Bense kendimi daha fazla tutamadım. "Olum, sen Amerikalı mısın ya? Silip silip Amerikan futbol topu çiziyorsun." deyince, öğrencimin cevabı gayet beklemediğim türden oldu.
Yooo örtmenim. Ben Bayburtluyum. Valla bak. Buraya Bayburt'tan geldik. Hem orada top yok ki. Ne zaman bakkala top almaya gitsek, bakkal yok diyor..." oldu..:D

Bu cevap karşısında kimde can kalır. Katıldık gülmekten.

Neyse çizme silme çalışmaları sonucu; Amerikan Futbolu topu önce yumurtaya, ardından daireye döndü. Böylece özelde öğrencim ve ben, genelde ise tüm sınıf huzura erdik... ;)

Yine bugün, rehberlik dersindeyiz ve konumuz, zorbalık.
Ön bilgilerini tespit etme amaçlı olarak, "Çocuklar daha önce zorbalık diye bi kelime duydunuz mu?" diye sordum. Baktım benim sınıfın canavarlarından biri gayet istekli bir şekilde parmak kaldırıyor. Daha fazla bekletmeden yanıtını alayım diye "Söyle bakalım olum. Zorbalık nedir?" diye sorumu yineledim.

Benim canavarın cevabı, "Denizde zor durumda kalmış balıktır öğretmenim" oldu. Ben bir taraftan, "Nasıl yani ya? Balık zaten denizde yaşar. Niye sadece balık? İnsan denizde zorda kalamaz mı?" şeklinde muhtelif ebat ve çaplarda soru işaretleri, ünlem ve bilimum noktalama işaretlerini yerine oturtmaya çalışırken, benim canavar "Tabi öğretmenim, ZOR BALIK denizde zor durumda kalmış balıktır" diye yineledi. Zor ve balık kelimelerine vurgu yapmasıyla benim jeton düştü ya, neyse... :)

Olayı anladığımda bir kere daha koptum. Nasıl bir gülmedir ama, sormayın gitsin. Haa, bu arada sınıfta gülmeye başladı. Yalnız benim gülmeme mi, yoksa arkadaşlarının yanıtına mı gülüyorlardı, orayı pek anlayamadım... :p

Neyse efendim, ders çıkışı doğru eve geldim. Evden doğru bankaya yollandım. Bankaya giderken bizim apartmandan yaşlı, sevimli bi teyzemiz var. O da elinde pazar arabası ile pazardan geliyormuş. Aradaki muhabbetse, ayrı bi film.

Ben: İyi günler teyze.
Teyze: İyi günleeeer... Nereye böyle?
Ben: Nolsun, bankaya borç ödemeye gidiyorum.

Benim yanıt, kulaktan kulağa oyununda başta söylenen kelimenin, sonda bambaşka çıkması gibi sonda Bozüyük'e gidiyorum olarak çıktı.

Teyzenin karşılığı, "İyi git bakalım. Bozüyük güzel yerdir. Orada birçok şeyi bulursun." oldu.

Baktım teyze yanlış anlamış. "Duymadın herhalde teyze" diyerek moralini bozmakta istemediğimden, "Tamam teyze, ben artık gideyim, sana iyi günler dilerim" dedim.
Teyze de bana iyi yolculuklar diledi. Böylece bankaya olan yürüyüşü içüüüün, iyi yolculuklar dilenen ilk kişi olarak, tarihe geçmiş oldum. :D

Hakikaten ne gündü ama... :)))
 


24
0
0
Yorum Yaz